Gürkan Hüryılmaz
GENEL GÖRÜNÜM
Değerli Meslektaşlarımız,
Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi konusunda üst kurum kimliği ile hareket eden TÜSMOD olarak, meslektaşlarımızın 2026 yol haritalarını belirlemeleri için çalışmalara devam ediyoruz. Buna göre; 2026’da satınalma fonksiyonu, artık sadece destek birim olmaktan çıkıp stratejik bir rol üstlenecek; özellikle yapay zekâ (AI) ve otomasyon satınalma süreçlerinin merkezine yerleşecek. AI destekli sistemler, sadece veri analiz etmekle kalmayacak, aynı zamanda tedarikçi seçiminden sözleşme yönetimine kadar proaktif kararlar alarak süreçleri hızlandıracak ve manuel onay mekanizmalarını azaltacak. Aynı zamanda, etik ve sürdürülebilir tedarik standartları ile jeopolitik risk yönetimi, tedarikçi ilişkilerinin değerini artıracak ve esneklik sağlayacak önemli odaklar olacak. Bu çerçevede satınalma ekipleri, risk tahmini, dayanıklılık ve tedarikçi iş birliği konusunda daha ileri vizyonlarla faaliyet gösterecekler. Tedarik zincirinde 2026’ya girilirken işletmeler operasyonel verimlilik, teknoloji entegrasyonu ve esneklik üzerine yoğunlaşacak. Bir yandan bulut tabanlı, modüler sistemler ve SCaaS gibi yeni oluşumlar sayesinde tedarik zinciri platformları daha çevik ve ölçeklenebilir hale gelirken, diğer yandan küresel ticarette Ortadoğu’nun artan stratejik rolü, enerji tedariki güvenliği ve sosyal ticaret talepleri gibi dinamikler sektörün öncelikleri arasında yer alacak. Ayrıca AI yatırımlarının ölçülebilir somut fayda sağlaması beklenirken, veri odaklı risk yönetimi ile birlikte lojistik ve nakliye kapasitesinin iyileştirilmesi, tedarik zincirinin rekabet gücünü artıracak ana unsurlar arasında olacak.
Ekonomim haberine göre; Küresel emtia piyasaları 2025’i keskin ayrışmaların yaşandığı bir yıl olarak geride bırakıyor. ABD’nin ticaret politikaları, Fed’in faiz indirimleri söylemi ve doların zayıflama eğilimi yılın ana eksenini oluştururken, emtia cephesinde “herkes için aynı yön” geçerli olmadı. Değerli metaller adeta şahlandı ve 1970’lerden bu yana en iyi yılını geçirdi. Altın, gümüş ve platin yatırımcısına en çok kazandıran araçlar oldu. Endüstriyel metaller yapay zeka destekli güçlü bir yükseliş sergilerken, enerji ve tarım tarafı ise arz kaygılarıyla ağırlıklı olarak baskı altında kaldı. 2026’da da benzer bir tablonun hakim olması bekleniyor. Değerli metaller portföylerde daha fazla yer alacak, baz metaller emtianın itici güçlerinden olacak. 19 emtiayı izleyen CRB Endeksi yılı yaklaşık yüzde 6 artıyla kapatırken, enerji ağırlığı daha yüksek olan GSCI Endeksi yüzde 2–3 bandında sınırlı bir yükseliş gösterebildi. Bu tablo, 2025’te emtia piyasalarının asıl motorunun petrol ya da tarım değil; para politikası, yapısal talep ve arz kısıtlarıyla desteklenen metaller olduğunu ortaya koydu. ABD dolarının değer kazanması ve yatırımcıların kar realizasyonu yapmasıyla altın, gümüş, platin ve paladyum 2025 yılının son işlem günlerinde düşüş gösterdi fakat dört metal de yıl başından beri büyük kazançlar elde etti. Piyasanın sonlarına doğru yaşanan bu düşüş, bir trend kırılması değil, yıl sonu temizliği olarak değerlendiriliyor. Altın, jeopolitik belirsizlik, merkez bankası alımları ve daha yüksek ETF varlıkları sayesinde yılı içinde 50’den fazla rekor kırarak 4.560 dolara kadar çıktı. Altın 1979’dan bu yana en iyi yılını yaşadı. Gümüş, dar arz ve düşük stokların artan talebi karşılamasıyla yüzde 150 yükselerek 72 dolara geldi. Platin tüm zamanların rekorunu kırarken, 15 yılın en iyi yılını yaşadı. Bakır, elektrifikasyon, yapay zeka yatırımları ve maden faaliyetlerindeki aksamalar ile doların zayıflamasının etkisiyle rekor seviye olan 12.960 dolara ulaştı ve yaklaşık yüzde 44 artışla kapandı; alüminyum yüzde 18, kalay yüzde 45 yükseldi. Enerji, daha fazla arzın ham petrol üzerinde baskı oluşturması nedeniyle geride kaldı ve OPEC+, Nisan 2025’ten bu yana günde yaklaşık 2,9 milyon varil üretim artışının etkisini hissetti. Tarım tarafında ise hem olumlu hava koşulları hem de verimlilik artışının yardımıyla bollaşan hasat fiyatları etkisi altına aldı. Tahıl fiyatları yıl genelinde zayıf seyretti. Uluslararası Tahıl Konseyi (IGC), mevcut sezon için küresel tahıl üretim tahminini 2.425 milyar tona çıkardı. Bu da fiyatların yeni yılda baskı hissetmeye devam edeceği anlamına geliyor. Fed’in 2026’da daha gevşek bir para politikasına yönelme ihtimali, getiri sağlamayan varlıkların fırsat maliyetini düşürürken, uzmanlara göre merkez bankalarının altın alımlarını sürdürmesi değerli metalleri yeni zirvelere taşıyabilir. Endüstriyel metallerde ise yapay zekâ yatırımları, enerji dönüşümü ve elektrifikasyon teması talebi canlı tutarken, madencilik tarafındaki yapısal sorunlar arzı kırılgan hale getiriyor. Petrol cephesinde ise tablo tersine döndü. Artan arz ve zayıf talep görünümü fiyatları daha fazla aşağı çekebilir. Analistlere göre 2026’ya girerken emtia piyasaları yeni bir jeopolitik şok aramıyor. Fiyatların yönünü; faiz indirimleri, enerji dönüşümü, yapay zekâ yatırımları ve üretim disiplinine ilişkin kararlar belirleyecek. Bir başka ifadeyle, emtialar artık krizlerle değil, matematikle ve yapısal dinamiklerle hareket ediyor. Altın, 2025’te jeopolitik riskler, merkez bankası alımları ve ETF girişlerinin desteğiyle tarihi bir performans sergiledi. Ons fiyatı yıl içinde 4.560 doları test ederken, yılı 4.300 dolar civarında tamamladı ve yaklaşık yüzde 55 prim yaptı. 1979’dan bu yana en güçlü yıllardan biri geride kaldı. 2026’ya girerken büyük bankaların altın tahminleri 4.500–4.700 dolar bandında yoğunlaşıyor. Düşen reel faizler, artan kamu borçları ve merkez bankalarının çeşitlendirme ihtiyacı korunursa, 5.000 dolar senaryosu kriz varsayımına gerek kalmadan masada kalmaya devam ediyor. 2025’te yüzde 18 yükselerek 3.000 dolar eşiğine yaklaştı. Hafiflik avantajı, geri dönüşüm oranları ve enerji dönüşümündeki rolü, talebi yapısal olarak destekliyor. LME’de 2026 dengesi 2.600–2.900 dolar/ton aralığında görülse de, arz kısıtları ve güçlü talep birleşimi fiyatlar için 3.200 dolara doğru matematiksel bir alan yaratıyor. Gümüş, 2025’te arz açığı ve düşük stokların etkisiyle yüzde 150’ye yaklaşan bir yükseliş kaydetti. Fiyatlar kısa süreliğine 83 doları aşarken, yıl sonunda 70–75 dolar bandında dengelendi. ABD’nin gümüşü “kritik mineral” olarak sınıflandırması, endüstriyel talep beklentilerini daha da güçlendirdi. Banka tahminleri 2026 için 56–65 dolar aralığında yoğunlaşsa da, teknik seviyeler 72 ve 88 doları işaret ediyor. Altın-gümüş oranındaki tarihsel daralma, kronik arz açığı ve gümüşün yüksek beta yapısı birlikte değerlendirildiğinde, üç haneli fiyatların matematiksel olarak mümkün olduğu görüşü giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor. 2025’i yaklaşık yüzde 15 kayıpla kapattı. ABD Enerji Bilgi İdaresi, 2026’da Brent petrolünün ortalama 55 dolar, WTI’ın ise 51 dolar seviyesinde olacağını öngörüyor. Reuters anketlerinde Brent için beklenti 62 dolar civarında. Talep zayıf kalırsa aşağı yönlü riskler korunurken, fiyatların kaderi büyük ölçüde OPEC+’ın üretim disiplinine bağlı olacak. Platin, 2025’te 2.200 dolara yaklaşarak güçlü bir geri dönüş sergiledi ve yılı yaklaşık yüzde 120 artışla 1.970 dolar civarında tamamladı. TD Securities’e göre düşük değerleme, sınırlı arz ve yüksek kiralama oranları piyasayı sıkılaştırıyor. Analistler, 2026’da platin fiyatlarının piyasa konsensüsünün üzerine çıkabileceğini ve metalin “sessiz kazanan” olabileceğini düşünüyor. Artan jeopolitik ve ticari gerilimler, güvenli liman varlığı olarak platinin cazibesini artırıyor. Bakır, yapay zekâ, elektrifikasyon ve altyapı yatırımlarının simgesi haline geldi. 2025’te ton başına 12.960 dolarla rekor kıran bakır, yılı yaklaşık yüzde 44 artışla kapattı. Citigroup, 2026’nın ilk yarısında 13.000 dolar, ikinci çeyreğinde ise 15.000 dolar/ton seviyelerinin test edilebileceğini öngörüyor. Madencilik yatırımlarındaki eksiklik ve sıklaşan üretim kesintileri, fiyatları yukarı yönlü risklere açık bırakıyor. Endonezya'daki Freeport'un Grasberg madeninin geçici olarak kapatılması da dahil olmak üzere madenlerdeki aksamalar, bakırın yıl boyunca birçok önemli fiyat kilometre taşını aşmasına yardımcı olarak yükselişi daha da destekledi.
Investing haberine göre; Birleşmiş Milletler raporuna göre, küresel ekonomik büyümenin 2025’teki tahmini %2,8’den 2026’da %2,7’ye düşmesi bekleniyor. BM’nin Dünya Durumu ve Beklentiler çalışması, bu yavaşlamayı Başkan Donald Trump’ın tarifelerinin daha belirgin etkisine ve yayılan jeopolitik belirsizliklere bağlıyor. Rapor, büyümenin 2027’de %2,9’a yükseleceğini öngörüyor. Ancak bu oran, pandemi öncesi %3,2’lik ortalamanın altında kalıyor. BM’ye göre, küresel ekonomi dayanıklılık gösterdi. Bununla birlikte, ticaret gerilimleri, mali baskılar ve sürekli belirsizlik nedeniyle görünüm bulanık. Daha güçlü politika koordinasyonu olmadan, mevcut baskılar dünyayı daha düşük büyüme yoluna sokma riski taşıyor. İç talep ve politika gevşemesi, Amerika Birleşik Devletleri ve Asya’nın bazı bölgelerinde ekonomik faaliyeti desteklerken, Avrupa’da büyüme zayıf kalmaya devam ediyor. Yüksek borç seviyeleri ve iklim şokları, birçok gelişmekte olan ekonomiyi kısıtlamayı sürdürüyor. Küresel ticaret, 2025’te daha yüksek tarifeler öncesinde erken sevkiyatlar ve güçlü hizmet ihracatı sayesinde beklenenden daha iyi performans gösterdi. Bununla birlikte, geçici itici güçlerin azalması ve ticaret engellerinin devam etmesi nedeniyle 2026’da ticaret büyümesinin yavaşlaması bekleniyor. Rapor, küresel manşet enflasyonun 2025’teki %3,4’ten 2026’da %3,1’e düşmesinin beklendiğini belirtiyor. Bu iyileşmeye rağmen, yüksek fiyatlar özellikle düşük gelirli haneler için reel gelirleri aşındırmaya devam ediyor. Gıda, enerji ve konut maliyetleri başlıca baskı kaynakları olmayı sürdürüyor. Daha düşük faiz oranları ve iyileşen piyasa duyarlılığı ile finansal koşullar hafifledi. Bu durum sermaye akışlarını canlandırmaya yardımcı oldu. Ancak, özellikle yapay zeka ile ilgili sektörlerdeki yüksek varlık değerlemeleri ve hala yüksek borçlanma maliyetleri risk oluşturmaya devam ediyor. BM, bu zorlukları ele almak için makroekonomik politikalar arasında koordinasyonu güçlendirmeyi, mali politikayı stratejik olarak kullanmayı, çok taraflı işbirliğini ve kalkınma finansmanını artırmayı ve açık, kurallara dayalı bir ticaret sistemini güçlendirmeyi öneriyor. Rapora göre, ABD ekonomisinin 2026'da yüzde 2, 2027'de ise yüzde 2,2 oranında büyümesi bekleniyor. Bu beklentilerin, 2025'teki yüzde 1,9'luk tahminin hafif üzerinde olduğu belirtilirken, iş gücü piyasasındaki zayıflamanın ekonomik ivme üzerinde baskı yaratabileceği uyarısında bulunuldu. Avrupa Birliği (AB) ekonomisinin ise 2026'da yüzde 1,3, 2027'de yüzde 1,6 oranında büyümesi öngörülüyor. Bu oranların, 2025'teki yüzde 1,5'lik beklentinin altında kalması dikkat çekerken, ABD'nin uyguladığı yüksek tarifeler ve süregelen jeopolitik risklerin ihracat üzerindeki olası olumsuz etkilerine dikkat çekildi. Çin ekonomisine ilişkin beklentiler ise 2026 yılı için yüzde 4,6, 2027 için yüzde 4,5 büyüme yönünde şekillendi. BM raporunda Türkiye ekonomisine yönelik beklentilere de yer verildi. 2025 yılında yüzde 3,7 büyüdüğü tahmin edilen Türkiye ekonomisinin, 2026'da yüzde 3,9 ve 2027'de ise yüzde 4,1 oranında büyümesinin öngörüldüğü belirtildi. Raporda, Türkiye'de ekonomik büyümenin ılımlı bir seyir izlemesinin beklendiği vurgulanırken, sıkı para politikasına rağmen 2025 yılında iç talebin güçlü kaldığı ve tüketici güveninin 2023'ün ikinci çeyreğinden bu yana en yüksek düzeyine ulaştığı ifade edildi. Enflasyona ilişkin değerlendirmede ise, fiyat artışlarının gerileme eğiliminin sürdüğü ancak 2026 yılında enflasyonun hâlâ çift haneli seviyelerde kalmasının muhtemel olduğu kaydedildi.
Tüm bu gelişmeler altında, emtia fiyat analizleri aşağıdaki şekilde ele alınmıştır.
Selamlarım ve saygılarımla.
Metal-Demir-Çelik:
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Bakır fiyatları Aralık ayını %13.62’lik artış ile 12.502 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Bakır Stokları ise aynı ay için %7.53’lük azalış gösterdi. BloombergHT haberine göre; Goldman Sachs, metale yönelik olası bir ABD gümrük vergisinin gelecek yılın ilk yarısında uygulanma ihtimalinin düşük görülmesiyle, 2026 bakır fiyat tahminini ton başına 10.650 dolardan 11.400 dolara yükseltti. Eoin Dinsmore’un da aralarında bulunduğu analistler bir notta, “Gümrük vergisinin daha geç uygulanması, ABD dışındaki piyasada beklenenden daha büyük bir arz açığına yol açacaktır” ifadelerini kullandı. Analistler, “Bakır fiyatı giderek ABD dışı piyasa dengesi tarafından belirleniyor. Bu dengenin, 2025’te yaklaşık 250 bin tonluk açıktan, 2026’da yaklaşık 450 bin tonluk açığa sıkılaşmasını öngörüyoruz” dedi. 2027 fiyat tahmini ise ton başına 10.750 dolar seviyesinde değiştirilmedi. Goldman, bunun gerekçesini “bir gümrük vergisi yürürlüğe girdikten sonra LME fiyatlarının bir miktar gerilemesi ve küresel stok seviyelerinin yeniden odak noktası hâline gelmesi” olarak açıkladı. Investing haberine göre; Bernstein, bakır fiyatlarının 2026’nın ilk çeyreğinde ton başına ortalama 11.500 dolar seviyesinde olmasını bekliyor. Piyasa momentumunun azalmasıyla üçüncü ve dördüncü çeyreklerde bu rakamın 10.000 dolara gerileyeceğini öngörüyor. Bakır fiyatları yakın zamanda ton başına 13.000 doların üzerinde tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaştı. Bernstein’ın analizine göre bu yükseliş, jeoteknik olaylar gibi doğal arz kesintileri ve ticari arbitraj ile işçi grevleri gibi insan kaynaklı faktörlerden kaynaklanıyor. Araştırma şirketi, mevcut yüksek fiyatların elektrikleşme temasının bakırın değerlemesini desteklemesinden kaynaklandığını belirtiyor. Bununla birlikte, spekülatif momentum fiyatların yüksek seviyelerde kalmasını sağlıyor. Bernstein, talebin yumuşaması ve ikame ürünlerin artmasıyla fiyatlarda ılımlı bir düşüş bekliyor. 2026’nın ikinci yarısında elektrikli araç satışlarındaki olası düşüşün de piyasa duyarlılığını olumsuz etkileyebileceğini öngörüyor. Şirket, özellikle yapay zeka ve elektrikli araçlarla ilgili olumsuz ekonomik haberlerin, bakır yatırımlarından hızlı çıkışları tetikleyebileceği konusunda uyarıyor. Bu durumun fiyatlarda düzeltmelere yol açabileceğini belirtiyor. AA haberine göre; akır fiyatlarında geçen yıl yaşanan ralli havası bu yıla da taşındı. ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine başlaması, reel faizlerin gerilemesi ve dolara olan talebin azalması bakır fiyatları için destekleyici unsur oldu. Bakır fiyatı, geçen yıl özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın politikaları ve arza ilişkin endişelerden etkilendi. Trump'ın geçen yılın temmuz ayında bakır ithalatına yüzde 50 tarife getireceğini açıklaması sonrasında bakırın libresi 5,90 doların üzerine çıkmıştı. ABD merkezli Freeport McMoran şirketinin Endonezya'daki Grasberg maden ocağında meydana gelen kazanın bakır arzını olumsuz etkilemesi de fiyatların yükselmesine neden olmuştu. Bakır, gümüş gibi yeşil enerji tarafında talep gören ürünler arasında yer alıyor. Küresel büyüme beklentilerinin iyileşmesi, yapay zeka yatırımlarının artması bakır fiyatlarını destekliyor. Küresel çapta altyapı yatırımlarının devam etmesi baz metalleri olumlu etkilerken özellikle bakır talebi öne çıkıyor. ABD'ye devam eden yoğun metal akışı ise diğer bölgelerde arz sıkışması endişesini artırdı. Elektrikli araç yatırımlarının artması ve küresel elektrik şebekelerinin yenilenmesi, bakır talebinin gücünü korumasını sağlıyor. Çin ekonomisine ilişkin endişelere karşın ABD, Avrupa ve Hindistan kaynaklı talebin devam etmesi bekleniyor. Bakır, savunma sanayisinde de kullanılıyor. Bakırın libresi, yeni yılda da uluslararası piyasalarda arz endişeriyle 6,06 dolara kadar yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesini test etti. ABD'nin gümrük tarifelerini artırabileceğine dair endişeler bakır fiyatlarındaki yükselişi tetikliyor.
Gümrük tarifeleri endişelerinden dolayı ABD'ye daha fazla bakır sevkiyatı olacağına dair endişeler de mevcut. Bu durum Asya ve Avrupa'da arza ilişkin sıkıntılara sebep oluyor. Şili'deki Mantoverde madeninde grevlerin başlaması bakırdaki arz endişelerinin artmasına neden olan başka bir faktör olarak öne çıktı. Öte yandan, güneş enerjisi sektöründe üretim yapan firmaların bakır gibi baz metaller kullanan panellerde büyük ölçekli üretime geçebileceğine yönelik tahminler de bakıra olan talebi ortaya koyuyor. Yıllarca süren yetersiz yatırım ve maden faaliyetlerindeki aksamalar bakır fiyatlarındaki yükselişe neden olurken mevcut yükselişe ABD'nin politikalarına ilişkin belirsizlik sebep oluyor. Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, arz-talep dengesi çerçevesinde bakırın talebinin bundan sonraki dönemde de artmasının beklendiğini belirtti. Bakırın emtia piyasasında Çin tarafından talebi fazla olan ürünlerden biri olduğunu ifade eden Ergezen, "Son dönemde artan elektrikli araçlar talebi küresel anlamda ve özellikle Çinli otomobilcilerin elektrikli araçlarda ciddi anlamda pazar payına ulaşmış olması, bununla beraber dünyada yenilenebilir enerji yatırımlarının artması bakır talebini artıran en önemli unsurlardan bir tanesiydi. Bu nedenle bakırda yukarı yönlü bir hareket bekleniyordu." ifadesini kullandı. Bakırdaki güçlü hareketlerin nedenlerinden birinin de faiz indirimi beklentileri olduğunu dile getiren Ergezen, "Faiz indirimlerinin devam edeceği beklenirken, bu da küresel ekonomilerde özellikle Çin'de toparlanmanın sağlanacağı ve siparişlerin artacağına yönelik öngörüleri öne çıkardı. Bu durum doğal olarak bakır talebinin artacağı, daha doğrusu endüstriyel metaller tarafındaki talebin daha ön plana çıkacağı beklentisini beraberine getirdi." yorumunu yaptı. Ergezen, endüstriyel metallerdeki yükseliş beklentisinin gümüş platin fiyatlarındaki artışta da görüldüğünü ancak şimdi bunun somut hale gelmesinin bakır gibi daha endüstriyel metaller tarafındaki talebin artmasına yol açtığını söyledi. Ergezen, gümüş fiyatlarının çok yükseldiğini, burada geri kalan bakır gibi ürünlerin ön plan çıktığını vurguladı. Bakırın küresel ekonomilerdeki toparlanma beklentisinden olumlu etkilenmesinin beklendiğini belirten Ergezen, şunları kaydetti: "O yüzden bakır fiyatlarında bu toparlanmayı görüyoruz. Bir de tabii genel olarak küresel ticarette Trump'ın tarifeler savaşı, tarifelerle yönelik endişeleri de bulunuyor. Burada genel olarak fiyatlar desteklenir. Dolar endeksinin gerilediğini görürüz. Dolar endeksinin gerilemesi, Şili gibi ülkelerde çıkan bakır gibi ürünlerde dolara karşı da değerlenme sebebine yol açıyor. Bütün bunları topladığımız zaman bakır da yukarı yönü destekliyor. Bakırdaki yükseliş trendinin 2026 yılı boyunca artmasını bekliyorum."
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Alüminyum fiyatları Aralık ayında %5.04’lük yükseliş ile 2.968 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Alüminyum Stokları ise aynı ay için %5.06’lık azalış gösterdi. Investing haberine göre; BCA Research yatırım araştırma şirketi şöyle diyor: Alüminyum fiyatları çok yakın vadede güçlü kalmaya devam edecek. Buna Çin’in kısıtlı birincil arzı ve geniş bakır-alüminyum fiyat farkı destek olacak. Bununla birlikte, firma 2026 yılında bu desteklerin azalmasını bekliyor. Kötüleşen döngüsel koşullar talep ve fiyatlar üzerinde baskı oluşturacak. Kısıtlı Çin birincil alüminyum üretimi yakın vadede önemli bir destek olmaya devam ediyor. Çin, ilk olarak 2017’de tanıtılan ve 2025-2027 Eylem Planı’nda yeniden vurgulanan 45 milyon metrik tonluk yıllık kapasite sınırına yaklaşıyor. BCA’nın baş emtia stratejisti Roukaya Ibrahim bir notta şöyle dedi: "Başka bir deyişle, Çin’in birincil alüminyum üretimi sınırlarına yaklaşıyor." Bu, küresel birincil alüminyum arz büyümesinin %80’inden fazlasını oluşturan çok on yıllık bir genişlemenin sonu anlamına geliyor. Çin dışındaki üretimin önemli ölçüde hızlandığına dair çok az kanıt var. Bu nedenle arz tarafı dinamikleri kısa vadede fiyatlar için hala destekleyici. Talep tarafı faktörleri de yardımcı oldu. Alüminyumun bakıra göre geniş indirimi, belirli uygulamalarda ikame edilmesini teşvik etti. Bu özellikle elektrik kullanımlarında görülüyor. Alüminyum fiyatları son aylarda bakırla birlikte yükseldi. Ibrahim şöyle dedi: "Kırmızı metalin primi geniş kaldığı sürece, ikame muhtemelen alüminyum talebi ve fiyatları için bir destek olarak hareket edecek." Ibrahim, küresel imalat koşullarındaki kötüleşmenin fiyatlar üzerinde baskı oluşturmasını bekliyor. Küresel PMI’nın yeni siparişler bileşenindeki zayıflığa işaret ediyor. Ibrahim, PMI’nın gelecek yıl daralma bölgesine gireceğini bekliyor. Bu yavaşlamanın alüminyum talebini baskılayacağını ve bakır fiyatları da düşerse ikame olarak çekiciliğini azaltacağını ekliyor. Arz tarafında, stratejist Çin’in artan ikincil üretiminin ve Çinli üreticilerin yurtdışı kapasite genişlemesinin, Çin’in birincil alüminyum üretim büyümesindeki kaybı dengelemeye yardımcı olacağına inanıyor. Ibrahim şöyle dedi: Elektrik maliyetleri bölgeler arasında önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Bu maliyetler, küresel alüminyum üretiminin Çin’in birincil çıktısı üzerindeki sınırlamalara ne kadar hızlı yanıt vereceğini belirlemede kilit rol oynayacak.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Nikel fiyatları Aralık ayını %12.45’lik artış ile 16.480 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Nikel Stokları ise aynı ay için %0.16’lık artış gösterdi. Outokumpu paslanmaz çelik Ocak 2026 prim fiyatlarını; 430 kalite için 12 EUR/ton artış, 304 kalite için 16 EUR/ton azalış ve 316 kalite için 106 EUR/ton azalış ile açıkladı. BloombergHT haberine göre; Londra'da nikel fiyatları yüzde 10'dan fazla yükselerek son üç yılın en büyük artışını kaydetti. Çin'deki yatırımcıların artan ilgisi, metal piyasalarında geniş çaplı yükselişi hızlandırdı. Bataryalarda ve paslanmaz çelikte kullanılan metalin fiyatı, Londra Metal Borsası'nda (LME) ton başına 18 bin 785 dolara ulaştı. Böylece nikel son iki hafta içinde fiyatları yüzde 20'nin üzerinde güçlü yükselişini sürdürdü. Nikel piyasasında ciddi bir arz fazlası bulunmasına rağmen, en büyük tedarikçi olan Endonezya'da üretime yönelik risklerin artması ve Çin'in iç metal piyasalarına yapılan geniş çaplı yatırımlar, piyasadaki duyarlılığı destekledi. Bu, Endonezya'nın aşırı üretimi ve elektrikli araç bataryalarında beklenenden zayıf kullanım sebebiyle baskı altında kalan nikel için tersine dönüş anlamına geliyor. Ticaret dinamikleri, Çinli yatırımcıların bu hafta nikel, bakır ve kalay gibi metallerin fiyatlarının keskin şekilde yükselmesinde etkili olduğunu gösteriyor.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Çinko fiyatları Aralık ayını %5.88’lik azalış ile 3.063 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Çinko Stokları ise aynı ay için %107.97’lik artış gösterdi. Aralık ayında Fastmarkets tarafından yayınlanan bir rapora göre, 2026 yılı çinko fiyatı açısından, 2025 LME ortalaması olan 3.218 ABD dolarından yukarı yönlü ivmenin yılın ilk yarısında da devam etmesi bekleniyor. Firma, Çin üretiminin fazla olmasına karşılık dünyanın geri kalanının yetersiz kalması nedeniyle bölgesel farklılıklara işaret ediyor. Ancak, küresel fazlalıkların ortaya çıkmaya başlamasıyla çinko piyasasının yılın ikinci yarısında ve 2027'ye doğru daha iyi bir dengeye ulaşması bekleniyor. Bunun sonucunda çinko fiyatlarının düşmesi öngörülüyor. Morgan Stanley (NYSE:MS) ise Aralık ortasında Reuters'da yayınlanan bir makaleye göre, 2026 yılı için çinko fiyat görünümünü revize ederek, baz metal için yıllık ortalama 2.900 ABD doları öngörüyor. Ayrıca, Kasım ayında Argus tarafından yayınlanan bir rapora göre, düşük LME stokları nedeniyle uzun vadeli çinko sözleşmeleri yavaşladı, bu da kısa vadeli belirsizlik yaratıyor ve fiyatları yukarı çekiyor. Argus, üreticilerin satış siparişlerini vermekte yavaş davrandığını ve bunun da üreticiler arasında belirsizliğe yol açarak, düşük stokların devam edip etmeyeceğini görmek için bekle gör yaklaşımını benimsemelerine neden olduğunu öne sürüyor. 2025 yılının ilk yarısında yaşanan sert düşüşün ardından, çinko fiyatı yılı başladığı seviyeye yakın bir noktada kapatıyor. Galvanizli çelik üretiminde kullanıldığı için, çinko talebinin büyük çoğunluğu, son zamanlarda yüksek enflasyon ve faiz oranlarının birleşiminden kaynaklanan baskıyla karşı karşıya kalan konut ve imalat sektörleriyle yakından bağlantılıdır. Ek baskılar, yatırımcılar arasında belirsizliğe yol açan ve gayrimenkulden uzaklaşmalarına neden olan ABD ticaret politikalarının yanı sıra, harcamalarını azaltan tüketicilerden de kaynaklanmaktadır. Yeni çıkarılan metalin piyasaya girmesiyle arz fazlasının devam etmesi muhtemeldir, talep artışı ise mütevazı düzeyde kalmaktadır. ILZSG, küresel rafine çinko talebinin 2026 yılında %1 artarak 13,86 milyon tona ulaşacağını tahmin ediyor. Grup, Çin'in talebinin 2025 yılında %1,3 artacağını öngörürken, Çin gayrimenkul sektöründeki düşüşün 2027 yılına kadar devam etmesi nedeniyle ülkenin kullanımının 2026 yılında sabit kalacağına inanıyor. ABD konut piyasasındaki yavaşlama da ek zorluklar yaratıyor; yeni alıcılar yüksek ev fiyatları ve yüksek ipotek faiz oranlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bununla birlikte, Trump yönetiminin 17 Aralık'taki politika önerileri sektöre çok ihtiyaç duyulan bir ivme kazandırabilir ve potansiyel olarak çinko için aşağı yönlü talebi artırabilir.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Kurşun fiyatları Aralık ayını %0.36’lık artış ile 1.960 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Kurşun Stokları ise aynı ay için %8.07’lik azalış gösterdi. Aynı dönem için LME Kalay fiyatları %4.48’lik artış ile 40.850 dolar/ton olurken, LME Kalay stokları %71.52’lik artış gösterdi. Investing haberine göre; Endonezya’nın kalay ihracatı kasım ayında önemli ölçüde toparlanarak, ülkenin yasa dışı madencilikle mücadelesinin tedarik üzerindeki endişeleri hafiflettiğine dair sinyaller verdi. Dünyanın ikinci en büyük üreticisi olan Endonezya’dan yapılan sevkiyatlar, aylık bazda neredeyse üç katına çıkarak 7.459 tona ulaştı. Söz konusu kampanya, Londra Metal Borsası’nda yılın en iyi performans gösteren kontratı olarak kalay fiyatlarının %41 yükselmesini destekledi. Yatırımcılar, yapay zeka endüstrisinin artan tüketimi ile birlikte, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Myanmar gibi diğer büyük üreticilerden gelen tedarik kesintilerinin de etkisiyle fiyatların daha da artacağına dair beklentilere sahip.
Demir Cevheri fiyatları, Aralık ayında %1.90’lık artış göstererek 107 dolar/ton seviyesine geriledi. LME Çelik Hurda CFR Türkiye (Platts) fiyatları Aralık ayında %3.14’lük artış kaydederken, son 12 aylık değişimi %6.38 artış yönlü oldu. LME İnşaat Çeliği FOB Türkiye (Platts) fiyatları ise Aralık ayında %2.21 oranında artarken, son 12 aylık değişim ise %1.06 azalış yönlü oldu. Ekonomim haberine göre; ABD’de faiz indirimlerinin gündeme gelmesi ve enerji dönüşümüne bağlı metal talebinin artması, bakırdan alüminyuma geniş bir yelpazede fiyatları desteklerken, demir cevheri piyasasında tablo giderek farklılaşıyor. Büyük ölçekli yeni maden projelerinin devreye girmesi ve küresel talebin ana sürükleyicisi olan Çin’de çelik üretiminin yavaşlaması, 2026 yılında demir cevheri fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskının artabileceğine işaret ediyor. Çin’de yüzde 62 tenörlü demir cevheri fiyatları son bir yılda sınırlı bir artış göstererek 106–108 dolar bandında dengelendi. Yüzde 2,5 civarındaki bu yataya yakın performans, piyasanın zaten daha zayıf bir talep ortamını fiyatlamaya başladığını gösteriyor. Uzmanlara göre, geleneksel büyüme motorlarından gelen talebin aşınması ve deniz yoluyla arzın artması, demir cevheri piyasasını 2026’ya daha kırılgan bir zeminle taşıyacak. Genel tablo, 2026 yılında demir cevheri fiyatları için aşağı yönlü risklerin ağır bastığını gösteriyor. Artan deniz yolu arzı, Çin’de gayrimenkul sektöründeki kalıcı zayıflık ve yüksek stok seviyeleri, fiyatların geri çekilmesine zemin hazırlıyor. ING’ye göre mevcut göstergeler, 2026’da ortalama fiyatın ton başına 95 dolar civarında oluşabileceğine işaret ediyor. Fitch Ratings gelecek yıl ortalama fiyatı 90 dolar olarak tahmin ederken, 2027’de fiyatların 80 doların altına ineceğini öngörüyor. Avustralya’da Commonwealth Bank 2026’da ortalama fiyatın 100 doların altına ineceğini öngörüyor. Westpac’ın emtia analiz ekibi ise daha sert bir düşüş bekliyor. Bankaya göre, demir cevheri fiyatlarının 2026 yılının sonlarına doğru ton başına yaklaşık 83 dolara kadar gerileyecek. Bu da mevcut ton başına yaklaşık 106 dolar olan işlem seviyelerine göre önemli bir yüzde 20’lik düşüşü temsil ediyor. Çin, demir cevheri talebinin ana belirleyicisi olmaya devam etse de, bu talebin yapısı belirgin biçimde değişiyor. Gayrimenkul sektöründe anlamlı bir toparlanma işareti görülmezken, bu alanın çelik tüketimindeki ağırlığının azalması dikkat çekiyor. Pekin yönetimi ise ulaşım, enerji ve ileri imalat gibi alanlara yönelik altyapı yatırımlarını öne çıkarıyor. Ancak bu yeni yatırım bileşimi, geçmişteki inşaat odaklı büyüme dönemlerine kıyasla çok daha düşük çelik yoğunluğu gerektiriyor. Bu nedenle altyapı harcamaları, geleneksel talep kanallarındaki zayıflığı telafi etmeye yetmiyor. Çin Ulusal İstatistik Büro’sunun imalat PMI verisi Kasım ayında sınırlı bir yükseliş gösterse de, endeks sekizinci ay üst üste daralma bölgesinde kaldı. Zayıf iç talep ve aşırı kapasiteyle mücadele kapsamında uygulanan üretim kısıtlamaları, Çin’in çelik üretimini baskılamaya devam ediyor. Yılın ilk on ayındaki üretim geçen yılın yüzde 4 gerisinde kaldı. Çelik üretimindeki gerilemeye rağmen, Çin’in demir cevheri ithalatı güçlü seyrini sürdürdü. Ekim ayında ithalat 113,3 milyon tona ulaşarak yıllık bazda yaklaşık yüzde 7 artış gösterdi ve üst üste beşinci ayda 100 milyon ton eşiğinin üzerinde kaldı. Aynı dönemde liman stoklarının artması, hem yerli üretimdeki düşüşü hem de fiyatların dar bir bantta seyretmesi nedeniyle yapılan stok yenilemelerini yansıtıyor. Bu stoklar, kısa vadede fiyat artışlarını sınırlayan bir tampon işlevi görse de, çelik üretiminde beklenen toparlanma gerçekleşmezse ithalatın yeniden baskı altına girmesi olası. Piyasanın orta vadeli seyrinde en kritik başlıklardan biri Gine’deki Simandou projesi. Yaklaşık otuz yıllık geliştirme sürecinin ardından ilk sevkiyat Kasım ayında gerçekleştirildi ve cevherin 2026’nın ilk aylarında Çin’e ulaşması bekleniyor. Projenin 2026’da yaklaşık 20 milyon ton, 2030’da ise 120 milyon tonluk kapasiteye ulaşması öngörülüyor. Simandou’nun devreye girmesi, küresel arz dengesini rahatlatırken yüksek maliyetli üreticiler üzerindeki baskıyı artırabilir ve büyük, düşük maliyetli ihracatçıların piyasa hâkimiyetini güçlendirebilir. Arz tarafında görünüm daha net: Avustralya ve Brezilya sevkiyatlarını artırıyor. Avustralya’nın Port Hedland terminalinden yapılan ihracat Ekim ayında 49,5 milyon tonla rekor kırarken, Brezilya günlük ortalama 1,85 milyon ton sevkiyatla tarihi yüksek seviyelere ulaştı.
Plastik ve Kauçuk:
TÜSMOD Plastik Fiyat Endeksi Aralık ayında %0.02 artış gösterirken, 2025 yılı değişimi %4.55 azalış ve son 12 aylık değişim %4.55 azalış yönlü oldu. Aralık ayında PVC %0.38’lik düşüş ile fiyatı en çok azalan plastik olurken, bunu %0.29 düşüş ile EPS ve %0.20’lik düşüş ile EVA izledi. PET ise %1.05 ile Aralık ayında fiyatı en çok artan plastik oldu. Chemorbis haberlerine göre; PE, hassas arz modelleri, değişen ticaret akışları ve kronik talep zayıflığının damga vurduğu bir yılın ardından 2026’ya giriyor. 2025’in başındaki kısa süreli sıkışıklık aşaması yerini hızla arz fazlasına, ABD kaynaklı agresif bir rekabete, düşen petrol piyasalarına ve havayı yalnızca geçici olarak toparlayan aralıklı jeopolitik şoklara bıraktı. Orta Doğu tahsisatları netback şikayetleri arasında dalgalandı, İran’ın katılımı tutarsızdı ve dalgalı kur Avrupa’dan ithalatın rekabetçiliğini tekrar tekrar şekillendirdi. Tüm bunlar olurken işleyiciler yüksek maliyetler ve sıkışık finansmanla uğraştı. Bu çerçevede, fiyat hareketleri daha ziyade arz odaklı oldu. Bu durum piyasayı basit kesintilere bile duyarlı tutarak daha sert düşüşleri engelledi. Filmlik PE fiyatları zirveden dibe 170-200$/ton oynadı. 2026 için temel soru daha sürdürülebilir bir toparlanmanın mümkün olup olmadığı ya da küresel belirsizliklerin dalgalanmayı devam ettirip ettirmeyeceği. 2026 yılı için riskler maliyet enflasyonundan ziyade arz kaynaklı olmaya devam ediyor. Bölgesel gerilimler, nakliye rotalarındaki değişimler ve Çin’in devam eden kendi kendine yeterlilik çabalarının tümü yapısal zorlukları temsil ediyor. 2025’in belirleyici maliyet unsurlarından biri olan navlun dalgalanması, Kızıldeniz’deki güvenlik ve sigorta maliyetlerine bağlı olarak 2026’nın ilk yarısında da devam edebilir. Bununla birlikte, kapasite fazlası konteyner fiyatlarındaki artışları sınırlayabilir. Olumlu açıdan bakıldığında, ticari sürtüşmelerdeki herhangi bir gevşeme veya Asya ve Avrupa’da yenilenen teşvikler resin talebini canlandırabilir ve ihracat pazarlarını destekleyebilir. Genel olarak, Türkiye 2026 yılına daha dengeli ancak hala hassas bir PE manzarasıyla giriyor. Sürdürülebilir bir yükseliş eğilimi, hem yurtiçinde hem de Avrupa, Çin ve Hindistan’da türev ürün talebinde yaşanacak gerçek bir iyileşmeye bağlı olacak. OECD’ye göre, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında %3,9 civarında büyümesi öngörülürken, IMF ve Fitch tahminleri %3-3,5 aralığında yer alıyor. 2025’te yüksek seyreden enflasyonun, OECD’ye göre %20-21 ve merkez bankası tahminlerine göre %13-19 civarında olmak üzere tek haneli veya düşük çift haneli rakamlara inmesi bekleniyor. İhracatın resmi olarak yaklaşık 282 milyar dolar olması hedefleniyor. Enflasyonun düşmesi ve finansal koşulların normalleşmesiyle birlikte iç tüketimin kademeli olarak toparlanması bekleniyor; ancak satın alma gücünün ancak yavaş bir şekilde iyileşeceği öngörülüyor. İhracat performansı da güçlenecektir, ancak resmi hedeflere ulaşılması büyük ölçüde küresel talebe ve kur istikrarına bağlı olacak. Dış piyasalar daha kararlı bir şekilde güçlenmediği sürece 250-270 milyar doları daha gerçekçi bir aralık olarak görünüyor. 2026 yılında hem iç tüketimde hem de ihracata dayalı tüketimde dramatik iyileşmelerden ziyade artımlı iyileşmeler olması muhtemel. Türkiye PP ve PE piyasaları, Ocak ayına yukarı yönlü fiyat hedefleriyle başladı. İthal poliolefin piyasaları, daha önce de öngörüldüğü üzere, Türkiye’de yeni yıla bazı zam açıklamalarıyla girdi. Geçen yılın son aylarında görülen stok eritme faaliyetleri ve fiyat düşüşlerinin ardından, satıcıların marj kayıplarını telafi etme ihtiyacı PP ve PE tekliflerinde artışlara yol açtı. Nitekim, düzenli üreticilerdeki sınırlı stoklar Avrupa’da gerileyen monomer fiyatlarının etkisini gölgede bıraktı. Yüksek navlun maliyetleri de satıcıları destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Çin, resmi bir duyuru ve ardından PVC ile ilgili HS kodlarının açıklığa kavuşturulmasının ardından, 1 Nisan 2026 tarihinden itibaren %13 PVC ihracat vergisi iadesini kaldıracak. Yurtdışı alıcılar değişiklik öncesinde artan ilgi gösterirken, yüksek stoklar ve tatil sonrası talep riskleri piyasa görünümünü olumsuz etkilemeye devam ediyor. PS ve ABS piyasaları, 2026’ya artan hammadde maliyetleri ve yükselen navlun oranlarının desteğiyle daha güçlü bir havada girdi. Bununla birlikte, yıl sonu alımlarının ardından talep temkinli seyrini korudu. Özellikle Asya ve Avrupa’da güçlenen stiren ve bütadien fiyatları gibi küresel göstergeler Türkiye’ye eşit şekilde yansımadı; PS tarafında daha net bir destek sağlarken, ABS cephesinde menşelere göre karmaşık sinyaller bıraktı. Asya çıkışlı rotalarda yükselen navlun oranları—son dönemde rallide bir yavaşlama görülmesine rağmen—ithalat maliyetlerini artırarak Ocak ayı başında tedarikçilerin fiyatlama stratejilerini belirleyen temel unsurlardan biri oldu. Fiyatların yükselmesine rağmen, Asya PS ve ABS piyasalarında durgun kalan talep artışları sınırladı. Türev siparişlerde fazla bir toparlanma görülmedi ve birçok sanayici, son kullanıcı piyasalarının durgun olduğunu bildirdi. Türkiye’de, PET piyasası yeni yıla, özellikle şişelik PET öncülüğünde, sert bir yukarı yönlü düzeltme ile başladı. Yurtiçi fiyatlar Aralık 2024’ten bu yana görülen en yüksek seviyelerine yükseldi. Yurtiçi piyasadaki bu hareket, başta şişelik PET ithalatına getirilen geçici 100$/tonluk koruma vergisinin devreye alınması olmak üzere, düzenleyici bir adım tarafından tetiklendi. Söz konusu önlem, ithal maliyetleri hızla artırırken yurtiçi fiyatlandırma gücünü de güçlendirdi.
Enerji ve Petrol:
Boru Hatları İle Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ), internet sitesinde Ocak ayı için doğalgaz satış tarifesi yayımlanmadı. En son 2 Temmuz 2025 tarihinde fiyat güncellemesi yapan BOTAŞ’ın fiyat açıklamaması Ocak ayı için de tarifede bir değişiklik olmayacağı şeklinde yorumlandı. Elektrik fiyatları için EPDK tarafından Aralık ayı için de yeni bir bildirim yapılmadı. Son bildirim 27 Mart’ya yapılmış ve 5 Nisan’dan itibaren geçerli tarife tabloları açıklanmıştı. AA haberine göre; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketinin (TEİAŞ) 2026 yılı sistem kullanım ve işletim gelir tavanını belirledi. EPDK'nin konuya ilişkin kurul kararı, Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandı. Buna göre, TEİAŞ'ın 2026 yılı sistem kullanım gelir tavanı 95 milyar 872 milyon 423 bin 210 lira, sistem işletim gelir tavanı 29 milyar 714 milyon 103 bin 577 lira olarak hesaplandı. Ayrıca, TEİAŞ tarafından 1 Ocak'tan itibaren uygulanacak iletim sistem kullanım ve sistem işletim tarifelerinin, üreticiler ve tüketiciler için "İletim Sistemi ve Sistem Kullanım ve Sistem İşletim Tarifelerini Hesaplama ve Uygulama Yöntem Bildirimi" de Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandı. Buna göre, 15 bölgeye ilişkin üretim ve tüketim bazlı iletim sistem kullanım ve işletim tarifeleri belirlendi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'ndan (EPDK) yapılan açıklamaya göre, EPDK elektrik dağıtım şirketlerine yönelik 2026-2030 tarife döneminin yol haritasını belirledi. Buna göre, yeni uygulama dönemi kapsamında elektrik dağıtım sektörü yatırımları reel olarak yaklaşık 1,5 katına, planlı bakım için ayrılan bütçe ise reel olarak 2,1 katına çıkarıldı. Söz konusu yatırımlarla tüm tüketicilerin kesintisiz ve kaliteli enerji kullanmalarını sağlamak için şebekenin gençleştirilmesi ve enerji bağlantı taleplerinin sorunsuzca karşılanması hedefleniyor. Öte yandan elektrik dağıtım şirketlerinin yıllık yatırım gerçekleştirme zorunlulukları için belirlenen oran artırılırken zamanında gerçekleştirilmeyen yatırımlar için EPDK tarafından söz konusu şirketlere ceza uygulanacak. Yeni tarife döneminde elektrik dağıtım sektöründe kullanılan yazılımların yerlileştirilmesi için teşvik mekanizması geliştirilerek yazılımda dışa bağımlılığı azaltıcı önlemler de alındı. Yurtiçi pompa fiyatları Aralık ayında Motorin için %1.16 azalırken, Benzin için %2.41 azalış gösterdi. Buna göre yurtiçinde 2025 yılı ortalama fiyat değişimi %21.19 artış yönlü oldu. Dünya haberine göre; Goldman Sachs, küresel petrol piyasasında bu yıl arz fazlasının belirleyici olacağını ve fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratacağını öngördü. Yatırım bankası, 2026 yılı için Brent petrol fiyat tahminini varil başına 56 dolar, WTI için ise 52 dolar seviyesinde korudu. Artan stoklar nedeniyle yılın son çeyreğinde fiyatların daha da gerileyebileceğine işaret eden Goldman Sachs, Rusya, Venezuela ve İran kaynaklı jeopolitik risklerin ise piyasalardaki oynaklığı sürdürmeye devam edeceğini belirtti. Banka, OPEC'ten ek bir üretim kesintisi beklemediğini de vurguladı. OECD stoklarındaki artışa dikkat çeken Goldman Sachs, yılın son çeyreğinde Brent ve WTI fiyatlarının sırasıyla 54 ve 50 dolar seviyelerine kadar gerileyebileceğini öngördü. Goldman Sachs analistleri, değerlendirmelerinde şu ifadeleri kullandı: "Yükselen küresel petrol stokları ve 2026'da 2,3 milyon varil/günlük bir fazlalık öngörümüz, büyük arz kesintileri veya OPEC üretim kesintileri olmadığı sürece, piyasayı dengelemenin muhtemelen OPEC dışı arz büyümesini yavaşlatmak ve sağlam talep büyümesini desteklemek için 2026'da daha düşük petrol fiyatları gerektireceğini gösteriyor." Bankaya göre, 2027 yılında OPEC dışı arz artışının yavaşlaması ve talep büyümesinin sürmesiyle birlikte petrol piyasasının yeniden açığa dönmesi ve fiyatların kademeli toparlanması bekleniyor. Bu çerçevede Brent ve WTI için 2027 ortalama fiyat tahminleri sırasıyla 58 ve 54 dolar olarak paylaşıldı. Ancak ABD, Venezuela ve Rusya'daki arz beklentilerinin yukarı yönlü revize edilmesi nedeniyle bu tahminlerin önceki projeksiyonlara kıyasla 5 dolar aşağı çekildiği belirtildi. Uzun vadeye ilişkin değerlendirmelerde ise, düşük yatırım seviyelerinin ardından talebin 2040'a kadar artmaya devam etmesiyle, on yılın ilerleyen dönemlerinde daha güçlü bir fiyat toparlanmasının mümkün olduğu ifade edildi. Goldman Sachs, 2030-2035 döneminde Brent ve WTI fiyatlarının ortalama 75 ve 71 dolar seviyelerinde oluşacağını öngördü. Banka, OPEC dışı arzın beklenenden daha güçlü artabileceğine işaret ederek, fiyat tahminlerine yönelik risklerin sınırlı da olsa aşağı yönlü olduğuna dikkat çekti. Jeopolitik belirsizliklere rağmen OPEC'ten ek bir üretim kesintisi beklenmediği de vurgulandı. Analistler ayrıca, "2026 fazlalık görüşünü yansıtmak için yatırımcılara 2026 3. çeyrek - Aralık 2028 Brent vade farkını açığa satmalarını ve petrol üreticilerinin 2026 fiyat düşüşüne karşı korunma yapmalarını öneriyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Döviz Kurları:
TCMB 31 Aralık 2025 kapanış verilerine göre, USD döviz satış kuru Aralık ayında %1.16’lık artış ile 42.92 TL; EUR döviz satış kuru %2.60’lık artış ile 50.38 TL oldu. EUR/USD paritesi ise %1.43 artış ile 1.1737 seviyesine yükseldi.. Buna göre 2025 yılında EUR ve USD ortalama kur artışı %33.49 olarak gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Aralık Piyasa Katılımcıları Anketine göre; katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 43.4245 TL iken, bu anket döneminde 43.058 TL olmuştur. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 50.6169 TL iken, bu anket döneminde 51.0809 TL olarak gerçekleşmiştir. CitiFX, 1.18 bölgesinde daha fazla dirençle karşılaşılacağını öngörüyor ve 2026 için doların yükseliş yönlü bir görünüm sergilediğini belirtiyor. Uzun Euro pozisyonlarının kapatılma potansiyeli olduğunu ve EUR/USD'nin yıl ortasına doğru 1.10'a doğru gerileyebileceğini düşünüyor. Citi, bu yıl dolar hareketlerinde döngüsel gelişmelerin belirleyici olacağını ve daha güçlü bir ekonomik performans için alan gördüğünü belirtiyor. Banka, göç politikaları nedeniyle işgücü piyasasında potansiyel bozulmalara dikkat çekiyor ve küçük şirketlerdeki istihdamdaki düşüşün, daha büyük şirketlerdeki iş kazanımlarını ve ücretler üzerindeki yukarı yönlü baskıyı maskeleme riskini taşıdığını kaydediyor. Federal Rezerv politikasına gelince, banka, ekonomik koşullar böyle bir eylemi haklı çıkarmadığı sürece yeni Fed Başkanı'nın faiz indirimlerini destekleyeceğini düşünmüyor. Bankanın değerlendirmesine göre, Avrupa Merkez Bankası 2026'da faiz oranlarını düşürmeyecek, ancak bu durum Euro'yu desteklemiyor ve olumlu haberlerin zaten fiyatlara yansıdığını düşünüyor. Mevzuat harcamalarındaki artışa odaklanılmış olsa da, banka savunma alımlarının büyük bir kısmının yurt dışında yapıldığını ve bunun da Euro'ya herhangi bir desteği sınırlayacağını düşünüyor. Sabah haberine göre; Garanti BBVA Yatırım 2026 yıl sonunda dolar/TL kurunu 52 ve Euro/TL kuru ise 62,3 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyor. Bu, 2026 yılında yaklaşık %21'lik bir kur artışına işaret ediyor.
Yurtiçi Fiyat ve Maliyet Endeksleri:
TÜİK verilerine göre, Yİ-ÜFE (2010=100) 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %0,75 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %27,67 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %27,67 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %25,36 artış gösterdi. Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %33,92 artış, imalatta %27,10 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %28,69 artış ve su temininde %57,15 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %24,28 artış, dayanıklı tüketim mallarında %33,03 artış, dayanıksız tüketim mallarında %30,81 artış, enerjide %27,06 artış ve sermaye mallarında %29,79 artış olarak gerçekleşti. Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %1,63 artış, imalatta %1,05 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %3,0 azalış ve su temininde %1,27 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %1,61 artış, dayanıklı tüketim mallarında %1,30 artış, dayanıksız tüketim mallarında %0,82 artış, enerjide %3,63 azalış ve sermaye mallarında %1,98 artış olarak gerçekleşti.
YD-ÜFE 2025 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre %1,02 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %30,01 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %31,19 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %25,67 artış gösterdi. Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %40,75 artış, imalatta %31,02 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %28,24 artış, dayanıklı tüketim mallarında %36,70 artış, dayanıksız tüketim mallarında %38,38 artış, enerjide %22,00 artış, sermaye mallarında %29,75 artış olarak gerçekleşti. Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %2,82 artış, imalatta %0,99 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %1,03 artış, dayanıklı tüketim mallarında %0,37 artış, dayanıksız tüketim mallarında %1,46 artış, enerjide %4,65 artış, sermaye mallarında %0,14 artış olarak gerçekleşti.




