H. Yücel Koç
2026’nın Yeni Kodları
2026 yılına girdiğimiz şu günlerde dünya, sadece takvim yapraklarını değil, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan tüm ticari ve siyasi mimariyi de geride bırakıyor. Amerika’nın “kendi kıtasına” çekilme sinyalleri, Çin’in rekor kıran cari fazlası ve yapay zekânın “karar verici” bir aktöre dönüşmesi, Türk sanayisi için hem bir tehdit hem de tarihin en büyük fırsat penceresidir. Peki, siz bu değişimin neresindesiniz, değişime karşı planınız ne, düşündünüz mü?
Trump’ın Güney Amerika ve Grönland üzerinden verdiği mesajlar, Venezuela Başkanı’nı evinden alıp tutuklaması, ticaretin artık yalnızca ekonomik değil, jeopolitik bir baskı aracı olarak da kullanıldığını gösteriyor. Bu hamlelerin Çin ve Rusya gibi ülkelere de bildiğimiz uluslararası kuralları çiğneme zemini açacağı aşikâr. Gücü elinde bulunduranın her alanda zorbalaşacağı dönemin kapıları sınırsızca açıldı.
Öncelikle Türk sanayisi bu yeni dönemi doğru okumalıdır. Ülkemizde devletin bu büyüklükteki değişimlere tepkisi beklediğimizden daha yavaştır. Bu çağda kurumların yavaşlığı, hantallığı ölümcül sonuçlar doğurur. Sanayi durumu anlamalı ve bunu hızlıca devlete, hükümete, akademiye anlatmanın yollarını bulmalıdır. Özellikle üretim odaklı STK’lar yeni dönemin öncüleri olmak zorundalar.
Pazar çeşitlendirmesi artık seçenek değil, bir zorunluluktur. Tedarik zincirlerinde “en ucuz” yerine “en güvenli ve en hızlı” olabilmek çok daha önemli hâle gelecek. Finansmana erişim zorlaşırken, operasyonel verimlilik belirleyici faktör olacak. Sadece sanayide değil, tarım ve hizmet sektöründe de verimlilik esas olacak.
Türk sanayisi en büyük yeteneklerinden birisi olan çevikliği kaybetmeden daha yüksek standartlara uyum sağlamayı da zorlamalıdır. Bununla birlikte katma değeri yüksek, özelleşmiş (niş) ürünlere geçişin de zamanıdır. Çin ve Uzak Doğu üreticisinin karşısında onların üretim tarzıyla rekabet imkânsız hâle gelmiştir. Bunu anlayamamak felaketi er ya da geç getirecektir.
Yapay zekâ artık “gelecek teknolojisi” değil, bugünün rekabet eşiği konumundadır. 2026, yapay zekânın ofis uygulamalarından çıkıp fabrika içinde, depo yönetiminde ve müşteri ilişkilerinde “temel üretim faktörü” hâline geldiği bir yıl olacak. Yapay zekâ destekli tasarım, bakım, onarım ve otonom lojistik, verimlilik ve maliyet açısından aradaki farkı belirleyen unsur olacaktır.
Bu, özellikle insan kaynağı maliyetleri ve kalifiye eleman bulma sıkıntısı yaşayan KOBİ’ler ve üreticiler için hayati önem taşımaktadır. İnsan kaynağı yapay zekâ baz alınarak yeniden sistemize edilmelidir. Büyük ölçekli otomasyon yerine, “nokta çözümlerine” (örneğin kalite kontrol için bilgisayarlı görü, envanter yönetimi için basit yapay zekâ yazılımları) odaklanın. Bulut tabanlı, abonelik sistemiyle çalışan robotik hizmetlerini işletmelerinize uyarlayın. Mevcut üretim hatlarını yapay zekâ ile entegre çalışabilir hâle getirmek için yatırım planı yapın. Veri yoksa yapay zekâ da yok, verimlilik de yok.
Küresel riskleri korku değil, stratejik planlama girdisi olarak görmeyi başarabilirsek kazanabiliriz. Örneklersek, Avrupa’nın küresel siyaset değişimi sonrası savunma yatırımlarının artacağı gerçeği, Türkiye için önemli bir fırsata dönüştürülebilir. Savunma sanayi dışı birçok sektörler üretim çeşitlendirmesiyle savunma sanayisi için yan parça üretimi de yapabilir. Mevcut üretimimizle Avrupa pazarında kaybettiğimiz ihracat hacmimizi bu yolla telafi etme imkânımız önemli bir fırsattır.
Yeni dünya düzeni yeni ve farklı bakış açılarını zorunlu kılıyor.
Önce farkındalık sonra hızla uygulama…
Harika bir yıl olması dileklerimle…
H. Yücel KOÇ
4 Ocak 2026
Antalya




