Ana Sayfa > Yazarlar > Uğur Özgöker Tüm Uğur Özgöker Yazıları

Rekabetin Korunması Çerçevesinde Medya Alanında Yoğunlaşma ve Çeşitlenme: Türkiye ve Avrupa Birliği Örnekleri

1980’lerin başlarına kadar Türkiye’de sadece gazetecilerin sahipliği ve yönetiminde olan yazılı ve görsel medya sahipliği, 1980’lerden sonar özellikle 24 Ocak 1980 liberalizasyon kararları ile diğer ekonomik sektörlerin “Medya” alanına eklemlenmesi sonucunda medya sahipliği birbirlerine gerçekten rakip profesyonel alaylı veya mektepli meslekten gazetecilerin elinden çıkarak medya sektöründe dikey ve yatay birleşmeler ve yoğunlaşmalar (konsantrasyon) ortaya çıkmıştır.

Ekonomik yapıların çeşitlenmesi sonucunda büyük sanayi kuruluşları, toptan ve perakende zincirlerine sahip, satış ve pazarlama faaliyetleri yapan büyük iktisadi teşebbüsler yani holdingler medya alanında da yatırım yapmışlar veya mevcut gazete ve TV’leri satın almışlardır. Bu holding grupları; yasama-yürütme-yargı erklerinden sonra 4. büyük güç olarak nitelendirilen sahip oldukları medya gücünü müteahitlik vb. gibi diğer ekonomik faaliyetleriyle ilgili olarak siyasi iktidarlar ve bürokrasi üzerinde baskı unsuru yaratmak için kullanmışlardır. Bu yapılanma KOBİ’ler aleyhine rekabeti bozucu bir piyasa ortamını da beraberinde getirmiştir.

Türkiye’de medya sahipliği yönünde kısıtlamaya yönelik düzenlemeler olmasına rağmen uygulamada sorunlarla karşılaşılmaktadır. Medya alanında yoğunlaşma ve çeşitlenmeler sağlıklı bir rekabet ortamının yaratılmasına engel olmaktadır. Avrupa Birliği’nde medyada yoğunlaşmanın önüne geçebilmek için başvurulan temel hukuksal metinlere müracaat edilmiştir. Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde medya sektörüne özel düzenlemeler yerine genel rekabet kurallarının uygulandığı bir medya sahipliği anlayışı benimsenmiştir. Türkiye’nin kurucusu olduğu Avrupa Konseyi nezdinde alınan siyasi tavsiye kararları ile AB, OECD ve DTÖ bünyelerinde kabul edilen uluslararası ekonomi ile ilgili genel rekabet düzenlemeleri görsel-işitsel medyada serbest rekabetin, çoğulculuğun ve şeffaflığın sağlanmasını hedeflemiştir. Örneğin İngiltere’de medyada sahiplik sınırlamaları, hem kendi medya kurumu ve hem de rekabet otoritesi tarafından denetlenmektedir. Fransa ise medya sahipliğine ilişkin olarak katı sınırlamalar oluşturulmuştur.

Türkiye’de medya sahipliğinin başka bir piyasada “Hakim Durum”da olan tekeller (monopol) veya kartellerin (gizli anlaşmalar-uyumlu eylemler veya paralel davranışlar) elinde toplanması yani sektörel yoğunlaşmalar ve medya alanında faaliyet gösteren şirketlerin diğer ekonomik alanlarda da özellikle bankacılık sektöründe faaliyet göstermelerinin rekabetin sağlanmasını ve korunmasını engellediği gerek ülke içinde gerek AB ilerleme raporlarında eleştiri konusu yapılmaktadır. Bu kapsamda Türkiye’deki ve Avrupa Birliğindeki hukuki düzenlenmeler; yani tekeller, karteller, birleşme ve devralmalar ile blok muafiyet ve menfi tespit kararları, mevzuat ve uygulamaları incelenmeli ve düzenleme ile kararların sonuçları üzerinde durulmalıdır. Medya sahipliği düzenlemelerinin ve bunların adil ticaret (fair trade) kurallarına göre uygulanmasının sadece iktisadi anlamda rekabet ortamının sağlanmasında değil, aynı zamanda siyasi anlamda liberal (çoğulcu parlamenter) demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlemesinde de önemli olduğu bütün siyaset bilimciler tarafından kabul gören bir gerçektir.

uozgoker@gmail.com;ugurozgoker@arel.edu.tr

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş