Ana Sayfa > Yazarlar > Nilgün Yalım Eren Tüm Nilgün Yalım Eren Yazıları

Ufak Şeyleri Dert Etmeyin (8.Bölüm)

 

Dr. Richard Carlson (1961-2006)

Dr. Richard Carlson, Amerikalı yazar, psikoterapist ve motivasyon konuşmacısıdır. 1961 doğumlu olan yazarın ilk kitabı 1985 yılında yayınlanmıştır. “Ufak Şeyleri Dert Etmeyin, Hepsi de Ufak Şeylerdir” kitabı 1997 yılında en çok satanlar listesine girmiş ve iki yıl boyunca en çok okunanlar listesinde kalmıştır. 2006 yılında kitap tanıtımı için San Francisco’dan New York’a giderken uçakta hayata veda etmiştir.

Bu değerli kitabın özetini bölümler halinde paylaşmaya devam ediyorum:

75- Olabilir de Olmayabilir de

Bir zamanlar bilge bir adamın yaşadığı bir köy varmış. Köylüler ona danışır bilgi alırlarmış. Bir gün çiftçilerden biri telaş içinde bilge adama gelmiş, “Bana yardım edin, korkunç bir şey oldu, öküzüm öldü. Tarlamı sürecek başka hayvanım da yok. Söyleyin bundan daha kötü bir şey olabilir mi?” bilge adam cevap vermiş: “Olabilir de olmayabilir de” demiş. Adam köye dönmüş ve bilge adamın aklını kaçırdığını söylemiş. 

Ertesi gün çiftçi başıboş gezen güçlü bir at görmüş. Adam bu atı yakalayıp ölen hayvanın yerine kullanmış ve çok sevinmiş. Bugüne kadar tarla sürmek hiç bu kadar kolay ve keyifli olmamış. Yanıldığını söyleyip özür dilemek için bilge adama gelmiş. “Haklıymışsınız öküzümü kaybetmek en kötü şey değilmiş, aksine Tanrı’nın bir nimetiymiş. Bu olabilecek en güzel şey.” Bilge adam bir kez daha “Olabilir de olmayabilir de” demiş. Çiftçi bu defa bilge adamın gerçekten delirdiğini düşünmüş.

Birkaç gün sonra çiftçinin oğlu ata binerken düşmüş bacağı kırıldığı için artık tarlada babasına yardım edemez olmuş. Çiftçi bir kez daha bilge adama koşmuş bu kez ona “Atı bulmamın olabilecek en güzel şey olmadığını nasıl bildin?” diye sormuş. “Bir kez daha haklı çıktın. Artık bundan daha kötü ne olabilir?” Bilge adam yine sakin bir ifadeyle “Olabilir de olmayabilir de” demiş. Cahil çiftçi hışımla tekrar köyüne dönmüş. 

Ertesi gün köye askerler gelmiş, yeni patlayan savaş için ne kadar eli ayağı tutan erkek varsa götürmüş. Köyde bıraktıkları tek genç adam, çiftinin oğluymuş. Böylece hayatı kurtulmuş.

Bu hikayede alınacak önemli bir ders vardır. Gelecekte ne olacağını bilemeyiz, sadece tahminde bulunuruz. Ufak bir şeyi büyütme eğilimindeyiz. İleride korkunç şeyler olacak diye düşünürüz. Eninde sonunda her şey yoluna girer. Unutmayın olabilir de olmayabilir de…

76- Varlığınızı Bütünüyle Kabullenin

 

Hepimiz kusursuz olmadığımızı kabul edeceğimiz yerde, yok sayarız. Kendinizi her yönünüzle kabullenmek sizi kendinize karşı daha hoşgörülü ve ılımlı yapar. Pek de kusursuz olmayan yanlarınızı kabullendiğiniz zaman büyülü bir gelişme görülür. Olumsuz yanlarınızla birlikte o güne kadar sahip olduğunuzu bilmediğiniz olumlu yanlarınızı da fark etmeye başlarsınız.

Varlığınızı bütünüyle tanımak, kendinize şöyle söylemeye benzer: “Kusursuz olmayabilirim ama bu halimle de fena sayılmam” Olumsuz özelliklerinizi belirlediğiniz zaman bunları büyük tablonun parçası olarak kabul edebilirsiniz. Kendinizi yargılayıp değerlendirmektense, insan olduğunuzu bilin ve kendinizi daha şefkatli ve hoşgörüyle davranın.

77- İpin Ucunu Biraz Bırakın

İç huzuru yakalamayı hedefleyen insanlarda görülen en yaygın hata, bu yoldaki küçük başarısızlıklar üzerine hüsrana kapılmaları oluyor. Bu duruma üzülmektense hatalarınızı öğrenme fırsatı olarak değerlendirin. Bunlar sizin gelişmenize, bakış açınızı genişletmeye yardımcı olacaktır.  Kimse yaptığı her işte %100 başarılı olamaz. Önemli olan tek şey elinizden geleni yapmanız ve doğru yolda ilerlemekte olduğunuzdur. İnsanca hatalar yaptığınız zamanlarda bile bakış açınız doğru kalabiliyor ve kendinizi hala sevebiliyorsanız, daha huzurlu bir yaşama yaklaşmışsınız, demektir. 

78- Başkalarını Suçlamayı Bırakın

Bir şey beklediğimiz gibi çıkmazsa çoğumuz şu varsayımla hareket ederiz: “Problem varsa, mutlaka başka birisinin hatasındandır. Bir şey mi kayboldu, mutlaka birisi onun yerini değiştirmiştir.  Otomobiliniz çalışmıyorsa, tamirci doğru dürüst tamir etmemiştir. Projeniz yetişmediyse, mutlaka iş arkadaşlarınızdandır. Bu çeşit suçlayıcı düşünme son zamanlarda yaygın hale gelmiştir.

Başkalarını suçlama huyumuz varsa, her türlü öfke, üzüntü, bunalım, stres ve mutsuzluğumuz için daima başkalarını suçlarız.

Başkalarını suçlamak muazzam miktarda zihinsel enerji harcamayı gerektirir. Sizi strese sokan bir hastalık gibidir. Çevrenizdekilere suç yüklemek kendinizi aciz hissetmenize yol açar. Çünkü bunu yapmakla, yaşamınız hakkında hiçbir kontrolünüz olmadığını, mutluluğunuzun başkalarının hareketlerine ve davranışlarına bağlı olduğunu kabul edersiniz. Suçlamayı bıraktığınız zaman kişisel gücünüzü tekrar kazandığınızı hissedersiniz.

79- Erken Kalkmaya Alışın

Birçok insan sabah yataktan fırlar, telaşla hazırlanıp işine gitmek üzere fırtına gibi kendini dışarı atar. Bütün gün çalıştıktan sonra da yorgun bir halde eve döner. Başka bir şey için hiç vakit yok gibidir. Boş zamanlar da genellikle uykuya ayrılır.

Güne başlamadan önce kendinize ayıracağınız bir iki saat yaşamınızı inanılmaz biçimde iyileştirecektir.

Ben genellikle sabah çok erken kalkarım. Büyük bir sessizlik içinde içtiğim bir fincan kahveden sonra bir süre yoga yapar, ardından birkaç dakikamı meditasyona ayırırım. Sonra odama çekilip bir süre yazarım, kitabımı okurum. Bazen de bir süre hiçbir şey yapmadan öylece otururum. Doğan güneşi seyrederim.  Ne bir telefon çalar ne de benden bir şey isteyen biri vardır. Eşim ve çocuklar uyandığı zaman ben sanki bütün bir günü keyfime göre geçirmiş gibi hissederim.

80- Yardım etmeye çalışırken dikkatinizi küçük şeylere yöneltin

Rahibe Teresa'nın sözünü hatırlayalım: “Bu dünyada büyük işler yapamayabiliriz. Ancak küçük şeyleri büyük sevgiyle yapabiliriz.” Evet dünyayı değiştiremeyiz, ama daha aydınlık bir hale getirmek için gereken tek şey kendimizi şu anda yapabileceğimiz küçük iyiliklere odaklanmaktır.

81- Unutmayın: Bundan 100 Yıl Sonra Dünyada Bambaşka İnsanlar Olacak

 Dünyanın düzeni söz konusu olduğunda 100 yıl öyle uzun bir süre değildir. 100 yıl sonra hiçbirimiz bu gezegende olmayacağız. İşte bunu aklımızda tutmayı başarırsak bize gereken perspektifi sağlamış oluruz.

Otomobilinizin lastiği patladı, biri size kötü davrandı ya da işinizi yetiştirmek için sabaha kadar çalıştınız. Eviniz iyi temizlenmemiş, bilgisayarınız bozulmuş, tatile çıkamadınız ya da yeni bir araba alamadınız. Size sıkıntı veren bu gibi şeylere 100 yıl sonrasından bakarsanız çok farklı bir bakış açısı kazanırsınız.

82- Biraz Yüzünüz Gülsün 

Bir şeye sımsıkı asılı tutulmak ciddi ve gergin olmak demektir. Ucunu biraz bırakmak ise yüzünüzün gülmesini sağlar. Bu konuda iyi bir alıştırma, bir gününüze hiçbir beklentiye yer vermeden başlamak olur.

83- Bir Bitki Yetiştirin

Hem manevi yaşamın hedefi hem de iç huzurun gerektirdiği en önemli şeylerden biri koşulsuz sevmeyi öğrenmektir. Ancak bir insanı koşulsuz sevmek zordur, bir hayvan da hareketleri ile sizi zorlayabilir. Oysa, bir bitkiyi olduğu gibi sevmek kolaydır. Bu nedenle bir bitki yetiştirmek koşulsuz sevgi duymamızı sağlayacak mükemmel bir fırsattır. Ona bebeğinize bakarmış gibi bakın,  konuşun, onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin. Bitkiniz mükemmel bir öğretmen olabilir ve sizi sevmenin gücünü öğretebilir

84- Sorunlarınıza Olan Bakışınızı Değiştirin

Engeller ve sorunlar yaşamın bir parçasıdır. Gerçek mutluluk tüm sorunlarımızdan arındığımız zaman değil, bizim sorunlarımıza olan bakışımızı değiştirdiğimiz ve bunları bilinçlenmek için etkili birer kaynak, sabır geliştirmek ve öğrenmek için birer fırsat olarak görebildiğimiz zaman gelir. Manevi hayatın en temel ilkesi, yüreğimizi açık tutmaya çalışmak için en güzel fırsat sorunlarımız olduğunu kabul etmektir. İç huzur yaşamın kaçınılmaz çelişkilerini anlayıp kabullenmekle kazanılır. Acı ve zevk, başarı ve başarısızlık, sevinç ve keder, doğum ve ölüm gibi sorunlar bize cana yakın, alçak gönüllü ve sabırlı olmayı öğretebilir.

Sorunlardan kaçmak ve bunlardan kurtulmak için zaman harcamayıp, sorunları hayatın kaçınılmaz ve doğal bir parçası olduğunu kabul etmeliyiz. Çok geçmeden yaşamın bir kavga olmaktan çıkıp, dansa dönüştüğünü göreceksiniz. Bu kabullenme felsefesi, hayata uyum sağlamanın temelidir. 

85- Bir Tartışmaya Girecek Olursanız Kendi Görüşünüzü Savunmadan Önce Karşı Tarafın Savını Anlamaya Çalışın

Kaynak: Dr. Richard Carlson/Ufak Şeyleri Dert Etmeyin-Hepsi de Ufak Şeylerdir/Alkım Yay./İstanbul, 2004

 

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş