Ana Sayfa > Yazarlar > Nilgün Yalım Eren Tüm Nilgün Yalım Eren Yazıları

Ufak Şeyleri Dert Etmeyin (1.Bölüm)

Dr. Richard Carlson (1961-2006)

Dr. Richard Carlson, Amerikalı yazar, psikoterapist, ve motivasyon konuşmacısıdır. 1961 doğumlu olan yazarın ilk kitabı 1985 yılında yayınlanmıştır. “Ufak şeyleri dert etmeyin, hepsi de ufak şeylerdir” kitabı 1997 yılında en çok satanlar listesine girmiş ve iki yıl boyunca en çok okunanlar listesinde kalmıştır. 2006 yılında kitap tanıtımı için San Francisco’dan New York’a giderken uçakta hayata veda etmiştir.    

Bu değerli kitabın özetini bölümler halinde sizlerle de paylaşmak istiyorum:

Çoğu zaman kendimizi kaptırıp bazı şeyleri fazla dert ederiz. Tüm dikkatimizi küçük sorunlara yöneltip onları normal boyutlarının çok üstüne çıkarırız. Örneğin trafikte bir araç önünüzü kesebilir; oluruna bırakıp devam etmek yerine öfkeleniriz, söyleniriz hatta çok daha ileri gidip sürücünün üzerine yürürüz. Neden sürücüyü kendi haline bırakmayız. Onu anlamaya çalışmayı deneyebiliriz,

 

Günlük yaşamımızda buna benzer pek çok “ufak şeyler” bulunur. Pek çoğumuz yaşam enerjilerimizi bunlar için harcarız ve yaşamın güzelliklerini ıskalarız. Bu ufak şeyleri dert etmeyerek neler kazanabileceğimizi göreceğiz.

1-Kusursuz Olmayabileceğinizi Kabullenin

Her şeyin mükemmel olmasını istemekle, iç huzuru istemek birbirine terstir. Bir şeyi kusursuz hale getirmeyi hedef almışsak, genellikle kaybedeceğimiz bir mücadeleye girmiş oluruz. Elde olanla yetinip şükredeceğimiz yerde, o konudaki yanlışlığa ve bunu nasıl düzelteceğimize odaklanıp kalırız. İster otomobilimizdeki bir çizik ister birkaç kilo vermemiz ister başka birinin tavırları, görünüşü veya yaşam biçimi gibi bize ters gelen şeyler olsun dikkatimizi bu kusurlara yöneltmemiz bizi asıl hedefimizden uzaklaştıracak ve strese sokacaktır.

Yaşantınızda kusursuzluk arayışını bıraktıkça, yaşamın kendi içindeki kusursuzluğunu keşfedebilirsiniz.


2-Rahat ve Ilımlı İnsanların Çok Başarılı Olamayacakları Düşüncesini Bırakın

Çoğumuzun her an telaşlı ve yarış halinde olmamızın nedeni, daha sevecen ve sakin olursak başaramayacağımız korkusudur. Tembelleşip işe kayıtsız kalacağız endişesidir.

Aslında bunun tam tersinin doğru olduğunu bilin. Korku ve endişe içindeyken düşünmek bizden muazzam bir enerji götürür, motivasyonumuzu ve yaratıcı zekamızı köreltir.

Gereken iç huzura sahipseniz, yapılacak işler ve endişeler sizi daha az rahatsız eder.

 
3-Düşüncelerin Çığ Gibi Büyüme Etkisine Kapılmayın

Olumsuz ve güvensiz düşünceler çok çabuk kontrolden çıkar. Bir düşünce başka birine yol açar, o başka birine… sonunda kendimizi bir çıkmazda buluruz. Örneğin gecenin bir vakti uyanıp ertesi gün yapacağınız toplantıyı hatırlarsınız, derken daha sonra yapacağınız işleri de düşünmeye başlarsınız. Çoğu insan için bu düşünce saldırısının ne kadar süreceği belli olmaz. Bunun çözümü, düşünceleriniz bir momentum oluşturmadan kontrol altına almaktır. Başucunuzda bir kağıt kalem bulundurun, notunuzu alın ve uykunuza devam edin.  


4-Sevgi Kapasitenizi Geliştirin

Hayata bakış açımızı oluşturmak için en önemli adım başka insanları sevme kapasitemizi geliştirmektir. Sevgi başka insanların durumunu anlamayı gerektiren bir duygudur, kendimizi bir başka insanın yerine koymaktır. Bu duygu diğer insanların sorunlarının acılarının ve sıkıntıların da her bakımdan sizinki kadar gerçek olduğunu kabullenmektir. Böylelikle kendi kalplerimizi açar ve şükretmeyi öğreniriz. Sevgi uygulama ile geliştirilecek bir şeydir ve iki öğesi vardır:

1) Niyet: Kalbinizi başka insanlara da açmak ve onları da içine katmayı istemektir.

2) Eylem: Bu konuda yaptıklarımızdır.

Gönlünüze göre bir hayır etkinliğine düzenli olarak para veya zaman ayırabilirsiniz, sokakta gördüğünüz insanlara içten bir gülümsemeyle selam verebilirsiniz. Ne yaptığınız o kadar önemli değildir yeter ki bir şey yapın.

Rahibe Teresa’nın bize bir sözü vardır:

“Bu dünyada çok büyük işler yapamayız, sadece küçük şeyleri büyük sevgiyle yapabiliriz.” 

Başkalarını sevgiyle yaklaşmak bize şükretmeyi öğretir. Görme yeteneğimiz sayesinde bu yazıyı okumamız bile hayatın bir mucizesidir, sevebilmek bir mucizedir ve daha pek çok mucizeler vardır. Bunu düşünmeye başladığınız zaman büyük dert diye gördüğünüz pek çok şeyin aslında ufak şeyler olduğunu ve sizin bunları büyük dert olarak gördüğünüzü anlayacaksınız.

5-Unutmayın Öldüğünüz Zaman Yapılacak İşler Listeniz Hala Dolu Olacaktır

Çoğumuz geç saatlere kadar çalışıp erken kalkarız, eğlenmekten kaçınır sevdiklerimizi beklemede bırakırız. Çoğu kez yapılacak işler listemize saplanır bu listeyi bitirince rahatlayıp mutlu olacağımıza inanırız. Ancak çoğu zaman böyle olmaz. Listedeki her bir madde yapıldıkça yerine hemen yenisi gelecektir. Yapılması gereken telefon görüşmeleri, bitirilmesi gereken projeler ve işler olacaktır. Ancak dünyada hiçbir şey sizin ve sevdiklerinizin mutluluğuyla, iç huzurunuzdan daha önemli olamaz.

Unutmayın ki öldüğünüz zaman hala listenizde tamamlanmamış işler olacaktır ve bu işleri sizin yerinize başka biri yapacaktır. O halde artık yaşamınızın değerini bilin.


6- Kimsenin Sözünü Kesmeyin, Cümlesini Siz Bitirmeyin

Karşınızdaki insanın sözünü keser onun cümlesini bitirmeye kalkarsanız sadece kendi düşüncelerimizi değil müdahale ettiğiniz insanınkini de izlemek zorunda kalırsınız. Bu da o kişileri sinirli ve huzursuz kılar. Çünkü hiç kimse konuştukları zaman bunu dinlemeyen insanlardan hoşlanmaz. Konuşmaya başlamadan önce karşınızdakinin konuşmasını bitirmesine izin verdiğinizde, insanlarla aranızdaki etkileşimin ne kadar olumlu gelişeceğini fark edeceksiniz. Başka birinin konuşmasına müdahale etmediğiniz zaman rahatlarsınız ve karşılıklı konuşmalarınız sinir harbi olmaktan çıkıp size keyif vermeye başlar.

7-Birisine Bir İyilik Yapın ve Kimseye Bundan Bahsetmeyin

 

Çoğumuz zaman zaman birilerine iyilik yaparız ve genellikle bunu başka bir kimseye anlatıp gizlice takdir edilmeyi bekleriz. Yapılan her türlü iyilik güzeldir ama burada yaptıktan sonra hiç kimseye anlatmamanın çok daha büyülü bir yanı vardır. İnsan başkalarına bir şey verdiği zaman daima kendini iyi hisseder. Yaptığınız iyiliği başkalarına bahsetmeyin ve olumlu duygunun tümü sizde kalsın. 

Yaptığınız iyiliği başkalarına anlatmazsanız tam anlamıyla karşılık beklemeden vermiş olursunuz ve ödülünüz de bu davranışın sizde yaratacağı gönül sıcaklığıdır. Bir daha birisine bir iyilik yaparsanız bunu kendinize saklayın ve verme eyleminin sevinçli keyfini yaşayın.


8-Bırakın İlgiyi Başkaları Toplasın

Kendinize yönelecek ilgiye gerek duymayıp o anın keyfini başkalarına bıraktığınız zaman insanın ruhuna büyülü bir şeyler olur ve çok farklı bir huzura bürünürsünüz. Aşırı ilgiye duyduğumuz ihtiyaç içimizdeki bencil yanımızdır ve sürekli “bana bakın, ben özelim, benim anlatacaklarım var” der.

Bu alışkanlıktan kurtulmak kolay değildir ancak başkasının popüler olmasına izin vermek size özgüven ve tatlı bir huzur verir. O halde hemen ortaya atılıp “ben de bir kez aynı şeyi yaptım” ya da “bir bakalım bugün ne yaptım” gibi bir şey söylemek yerine dilinizi tutun ve olacakları görün… Sadece “çok iyi yapmışsın” ya da “şunu biraz daha anlatsana” demekle yetinirseniz, sizinle konuşan kişi bu sohbetten büyük bir zevk alacaktır; çünkü onu dikkatle dinliyorsunuz ve bir rekabet ortamı yaratmamışsınız.


9-İçinde Bulunduğunuz Anı Yaşamayı Öğrenin 

Kafamızın salim olması büyük ölçüde içinde bulunduğumuz anı ne kadar yaşayabildiğimize bağlıdır. Bir gün veya bir yıl önce neler olduğu ya da ertesi gün neler olabileceğinin önemi yoktur. Sizin var olduğunuz yer, içinde bulunduğunuz andır.

Maalesef çoğumuz birçok şeyi aynı anda dert etme sanatında ustalaşmışızdır. Geçmişteki sorunlarımız ve geleceğe yönelik endişelerimiz yaşantımıza hükmeder ve biz de kaygılarla ve ümitsizlikle dolu bir bunalıma gireriz

John Lennon’ın bir sözü vardır:

“Yaşam biz başka planlar yapmakla meşgulken olan şeylerdir”

Biz kendimizi bu başka planlara kaptırmışken, çocuklarımız büyüyor, sevdiğimiz insanlar aramızdan ayrılıyor, yaşlanıyoruz ve bu arada hayallerimiz uçup gidiyor, kısaca hayatı ıskalıyoruz. Çoğu insan hayatını sanki gelecekte kullanacağı bir elbisenin provasıymış gibi yaşar, oysa hiç öyle değildir. Kimsenin yarın burada olacağına güvence yoktur. Sahip olduğumuz ve kontrol edebildiğimiz tek zaman içinde bulunduğumuz andır.

 

Dikkatinizi bulunduğunuz yere ve o ana vermeye çalışın, gayretinizin karşılığını fazlasıyla alacaksınız.

10- Sizden Başka Herkesin Bilgili Olduğunu Düşünün

Bu yöntemin ana fikri karşılaştığınız herkesin son derece bilgili olduğunu düşünmektedir. Yani karşınıza çıkan herkes size bir şey öğretmek için gelmiştir. O sinir bozucu şoför ya da saygısız genç size sabır dersi vermek için, kulaklarınızı patlatan punk şarkıcısıysa size hemen yargılara varmamanız gerektiğini öğretmeye gelmiş olabilir.

Sizin göreviniz yaşamınızdaki insanların size ne öğrettiğini bulmaya çalışmaktır. Bunu yapabilirseniz başka insanların kusurları sizi daha az sinirlendirecek ve daha az rahatsız edecektir. Çok kez o kişinin size ne öğrettiğini keşfettiğiniz an öfkenizi gidermek de kolaylaşmış olacaktır. Bunun ne kadar eğlenceli ve kolay olduğuna şaşıracaksınız, yapmanız gereken tek şey bakışınızı “neden bana bunu yapıyorlar?” sorusundan “bana ne öğretmeye çalışıyorlar?” açısına çevirmektir.

Kaynak: Dr.Richard Carlson / Ufak Şeyleri Dert Etmeyin-Hepsi de Ufak Şeylerdir  / Alkım Yayınevi /İstanbul 2004

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş