Ana Sayfa > Yazarlar > Nilgün Yalım Eren Tüm Nilgün Yalım Eren Yazıları

Su-i zan

“Kötü hüküm vermeye alışkın insanlar genellikle iyinin farkında olamazlar. O iyi ki, onlar kaybedinceye kadar avuçlarının içindeydi.” SOFOKLES

Su-i zan Nedir?

Zan, “sanmak, tahmin etmek” manasına gelir. Su-i zan ise, bir kimse ya da bir şeyle ilgili olarak, belirli koşul, olay ya da izlenimlere dayanarak önceden olumsuz yargı ve peşin hüküm vermektir. Kesin hüküm bulunmayan bir şeyi kötüye yorumlamak ve her şeye olumsuz yönden bakmaktır. Bir konuda kötü niyet olduğunu düşünmek, hoş olmayan duygular beslemektir. Bir kimseyi kötü zannetmek, kötü bir iş yaptığını düşünmektir.

Su-i zan negatif önyargıdır. Su-i zan olumsuz duyguları tetikler; kendimizi kötü hissetmemize yol açar. Bu tür düşünceler, tuzaklarla doludur, gerçeği görmemizi engeller ve yanlış karar vermemize yol açar.

insanı su-i zanna sevk eden en önemli sebeplerden biri kendi mizacı ile kendi hayat düzenindeki yanlışlardır.

Suizan aynı zamanda öyle bir virüstür ki siz onu ortaya attığınız zaman başkalarına da bulaştırmış olursunuz.

Su-i zan ile ilgili bir anekdot:

“Hacı Ömer Sabancı anlatıyor:
Sabahleyin bahçenin (Emirgan’daki Atlı Köşk’ün bahçesi)çimlerini kesecektim. Meret makina bozukmuş. Yağ kaçırıyormuş. inat ettim,çimleri kestim ama o da üstümü başımı yağ yaptı. Yenisini alayım diye erkenden yola koyuldum. Bebek’te tramvaya bindim. Elbiselerim yüzünden, biletçi tarafından kaldırılıp sahanlıkta ayak üstü yolculuk etmeye mecbur edildim.

Karaköy’de indiğimde, param olmadığını görünce, bankamdan para almaya karar verdim. içeriye girdim. Sağda ileride bulunan müdür odasında müdürüm birkaç kişiyle görüşüyordu. Bu arada müşteri koltuklarından birine oturmak istediğimde, bir hanım memurum kaşlarını çatıp beni haşladı.

-Lütfen o pis üstünüzle oraya oturmayınız. Dilencilik yapacaksanız, dışarıda caddede yapınız.

Elleriyle de işaret yaparak,”Derhal çıkınız!” diyerek beni kovdu. Yani kendi bankamdan kovuldum. Hole çıkmış, arada bir müdür odasına bakıyor, boşalmasını bekliyordum.

Bu arada müdürüm beni tanımış, koşarak odasından çıkıp ellerime sarılmış öpmeye çalışıyordu. Koluma girip, koltuğuna oturttu.

Kahvemi içerken bir ara yan gözle beni kovan memureye baktım. Kim olduğumu o da öğrenmiş, sırtını bana dönerek üzüntüsünden ağlıyor ve mendili ile gözlerini siliyordu. Adeta yıkılmıştı. Müdürüme onunla ilgili hiçbir şey söylemedim. Yalnız bankadan çıkarken yanına varıp eğilerek kulağına yavaşça fısıldadım:

-Üzülme kızım. Seni cezalandıracak değilim. Ama kimin ne olduğunu bilmeden böyle hareket etmek doğru olmaz.”

Su-i Zannın Etkileri…

“Bazı insanlardan nefret ederiz çünkü onları tanımayız. Onları tanıyamayız çünkü onlardan nefret ederiz” Charles C.Colton

• Su-i zan insanı hep olumsuz düşünceye sevk ettiği için insandaki iyimserlik halini öldürür.

• Bir olaya ya da işe olumlu yönden bakamaz hale getirir.

• insanlar onları sevmez ve iletişimden kaçınır.

• Gerçeği gizler ve yanlış kararlar alınmasına sebep olur.

• Su-i zan hastalığı arttıkça sahibini tenkit hastalığına sevk eder. insan her şeyi ve herkesi tenkit etmeye başlar.

• Herkes kötü, sadece kendilerini doğrudur.

“Dağ evinde, kocası yeni ölmüş tek başına yaşayan hamile bir kadın, kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Evcil bir hayvan haline gelir.

Bir süre sonra kadının çocuğu doğar. Gelincik zarar vermesin diye çok dikkat eder. Bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve koşarak gelir. Gelinciği kanlı ağzındaki kanları yalarken görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır, hemen öldürür. O sırada içerden bebeğin ağlaması duyulur. Anne odaya girer. Odada beşiğin içindeki bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür.”

Su-i zandan Kurtulmak…

“Bir kişi hakkında karar vermeden 3 güneş batımı bekle…” Kızılderili Atasözü

• Kendimizi, kendi hata ve kusurlarımızı bilmeliyiz. Ancak bu şekilde doğru tepkiler verebiliriz.

• Olaylar ve kişiler karşısında objektif olabilmeliyiz.
• Karşımızdakine kendini ifade etme, konuşma fırsatını vermeliyiz.

• Etkili bir iletişim kurmaya çalışmalıyız.

• Hayatın zıtlıklar değil, sayısız ara tonlardan oluştuğunu görebilmeliyiz.

• Herkesi olduğu gibi kabul etmeliyiz. Unutmayınız, herkesin başarılı olduğu bir konu mutlaka vardır.

• Çok değer verilen bir kişiyi, tek bir hatası nedeniyle cezalandırmamalıyız.

• Hayata siyaz-beyaz bakmamalıyız.” Her şey ya iyidir ya kötü; ya güzeldir ya çirkin; ya başarılıdır ya başarısız dememeliyiz)

• Tek bir bulguya bakıp bir konuda kesin sonuca varmamalıyız.

• istişare etmeli, konuyu bilenlere danışmalıyız.

• Kişilerin davranışlarına bakarak, onun kişiliği veya tutumu hakkında kesin hüküm vermemeli, etiketlememeliyiz.

• Akıl okumaya kalkışmamalıyız.

• Acele etmemeli, sabırlı olmaya çalışmalıyız.

• Olaylar veya kişilerle ilgili, olumsuz kişisel bağlantılar kurmamalıyız.
(Ref:Doç. Dr. fiafak Nakajima)

Koçluk hakkında detaylı bilgi almak istiyorsanız, 
bizi arayabilirsiniz.
CTC Eğitim 
0216 373 46 03 - 0533 622 11 01 
www.ctcegitim.com

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş