Ana Sayfa > Yazarlar > Nilgün Yalım Eren Tüm Nilgün Yalım Eren Yazıları

Önyargı…

“Bir önyargıyı yok etmek, atomu parçalamaktan zordur…”
(Albert Einstein)

Önyargı Nedir?

Önyargı, doğru düşünmenin önündeki en önemli engellerden biridir.

Bir kişi veya bir olayla ilgili olarak yeterli bilgi edinilmeden, belirli olay veya görüntülere dayanarak, önceden olumlu veya olumsuz peşin bir karara varmış olma durumudur.
Toplumun küçüklükten itibaren kulağımıza fısıldadığı her kelime ve sunduğu her resim, önyargımızın temel taşlarıdır. Önyargı, insanların düşüncesizliğine bir kılıftır. En adaletsiz yargı, önyargıdır.

Önyargı, bireylere, düşüncelere, belirli bir insan topluluğuna ya da nesnelere ilişkin olabilir. Önyargılar kişinin, topluluğun ve nesnenin karşısında olmak ya da yanında olmak biçiminde ortaya çıkabilir. Ama genellikle olumsuz, yani karşı olmak biçimi ağır basar. Önyargılar bazen de acele karar vermekten kaynaklanır.

Önyargı ile ilgili güzel bir hikaye…
-“Bu dünyada en çok kimi seversiniz?” diye sorarlar bilgeye.
-“Terzimi” diye cevap verir.
-“Neden?” denince,
Bilge cevap verir:
-“Her gittiğimde ölçümü yeniden alır ve beni öyle değerlendirir. Diğerleri ise ilk kez gördüklerinde bir kez karar verirler ve beni her zaman öyle değerlendirirler” olur.

Önyargı, Zihnin At Gözlüğüdür…

Maalesef hepimiz hayatımız boyunca ister istemez çeşitli önyargılara kapılırız…

İnsanlar hakkında; memleketinden, ırkından, dini inancından, kılık kıyafetinden, davranışlarından, siyasi görüşünden ve daha birçok konuda, onlarla ilgili herhangi bir bilgiye sahip olmadan, kendi kafamızda bir profil oluştururuz ve onları bir kalıba sokarız. Zihnimizde beliren görüntüye göre, o insanlarla olan münasebetlerimizdeki tutumumuz şekillenir, ilişkilerdeki mesafe bu zihindeki resme göre belirlenir. Gördüğümüz, duyduğumuz özelliklerine yakın sıfatları da biz üstüne ekleriz.

Bir iki tecrübeden hemen genelleme yapar ve bir hükme varırız. Yabancı bir ülkeye gideriz ve ilk karşılaştığımız kişinin bize olan davranışına göre bütün o ülkeyi değerlendiririz. Bu durumda yargılar oluşmadan önyargılar oluşur.

Fakat en kötüsü önyargıların davranışa dönüşmesidir ve bunun adı dışlamadır. Aslında önyargı bir tutum, dışlama ise bir davranıştır. Önyargı bazen belli gerekçelere ve ön bilgilere dayansa da, haklı gerekçesi olmadan diğerlerinin kötü olduğunu düşünmek, önyargının nefret boyutudur. (Ref:www.yazarcizer.net/Aydın Uzkan)

İş Dünyasında Önyargı…

“Önyargılı olmak; daima zayıf olmak demektir.” S. Johnson
Önyargılar yalnızca özel hayatımızda değil, iş dünyasında da önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Farklı düşünmeyi, çeşitliliği, gelişmeyi, yaratıcılığı, cesareti engellemekte ve büyümenin önünü kesmektedir. Ayrıca, hem çalışanların birbirlerini doğru anlamasını engellemekte hem de negatif tutum ve davranışlara yol açmaktadır.

Sizler iş hayatınızda;
• Gördüklerinizi ve düşündüklerinizi ne kadar sorguluyorsunuz?
• Her duyduğunuza ya da okuduğunuza inanmadan önce araştırıyor musunuz?
• Bir düşünün, neler hakkında önyargılara sahipsiniz?
• Kadınlar, engelliler, kilolular, aşırı zayıflar, siyahlar, x şehrinden, y ülkesinden gelenler, sarışınlar vb. sizler için ne ifade ediyor?
• Kararlarınızı alırken önyargısız davranabiliyor musunuz?
• Önyargılar size bir şey kazandırıyor mu? Daha doğrusu önyargılarınız size neler kaybettiriyor?

Bilinen bir anekdottur:

Koç Gurubu’nun kurucusu, merhum Vehbi Koç, yöneticilik pozisyonu için, adaylarıyla görüşmesini kimi zaman yemekte yaparmış. Böyle bir yemekte;

“Buyrun, hem yiyelim hem de işimizi yapalım” demiş. Aday, yemeğe başlamadan, hemen tuza uzanmış.
Vehbi Koç: “Beyefendi, size teşekkür ederim ama sizi fabrikama müdür olarak atayamam” demiş. Aday şaşırmış ve nedenini sormuş. Koç, bu soruya meşhur yanıtını vermiş:

“Ben önüne gelen çorbanın tadına bile bakmadan tuz atacak kadar önyargılı birine fabrikamı teslim edemem.” (Ref:Mayıs 2011 Kobi Finans)

Önyargının İlacı Empati…

Başkalarının açtığı önyargı yolundan gitmek zorunda değilsiniz.

Önyargılarınıza hükmedebilirsiniz. Nasıl mı?

• Öncelikle içinize dönüp ön yargıya yol açan düşünce ve inançlarınızı net olarak ortaya çıkartın.
• İlk defa gördüğünüz bir insanın ya da karşılaştığınız bir durum hakkında söz söylemekte acele etmeyin.
• İyi bir gözlemci olun.
• Hayatı analiz ederken etiketlemeden yolunuza devam edin. İnsanların ırkına, cinsiyetine, parmağındaki yüzüğe ya da bıyığına bakarak değerlendirmeyin.
• Pozitif iç sesinize kulak verip ne yapmak istediğinize odaklanın.
• Her duyduğunuza inanmayıp, gördüklerinizi, duyduklarınızı sorgulayarak yeni ön yargılarınızın oluşmasını engelleyin.
• Ve en önemlisi, empati kurun.

Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Empati sayesinde insan ilişkileri gelişir. İnsanlar arasındaki kavgalar azalır ve zamanla yok olur. İş hayatında empati, başarıyı ve verimliliği arttırır.

Empatinin tam olarak gerçekleşmesinin üç kuralı vardır;

1- Kendinizi karşınızdaki kişinin yerine koyarak, olaylara onun bakış açısıyla bakabilmek.
2- Karşınızdaki kişinin duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamaya ve hissetmeye çalışmak.
3- O kişiyi anladığınızı ona ifade etmek.

Ön yargılarınızdan kurtulduğunuzda daha özgür, daha mutlu, daha başarılı bir hayat ve meslek hayatı sizi bekliyor olacak.

Dünyanın herhangi bir yerinde
Biri yapabiliyorsa, Siz de yapabilirsiniz,
Yeter ki bir Koçunuz olsun…

Koçluk hakkında detaylı bilgi almak istiyorsanız,
bizi arayabilirsiniz.
CTC Eğitim
0216 373 46 03 - 0533 622 11 01
www.ctcegitim.com

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş