Ana Sayfa > Yazarlar > Nilgün Yalım Eren Tüm Nilgün Yalım Eren Yazıları

Karıncalar…

Karıncaları Tanıyalım..
Karıncalar, kimi zaman mutfağımızda kimi zaman bahçemizde hatta yolumuzun üzerinde olan küçük ve istenmeyen misafirlerdir. Ancak sahip oldukları şaşırtıcı özellikleri itibariyle, sanki uzaylı olan bu canlıları biraz daha yakından tanımaya çalışalım.

Karıncalar, buzul bölgeler hariç, dünyanın her yerinde görebileceğimiz canlılardır. Yaklaşık 14.000 farklı karınca türü olduğu bilinmektedir. Karıncaların boyutları 0,75 mm ile 52 mm arasındadır. Çoğunlukla kırmızı ve siyah olan karıncalar çeşitli renklerde de olabilmektedir.
Karıncalar; dirsekli antenleri, düğümü andıran incecik belleri ve iri kafalarıyla dikkati çekerler. Yürüyüşleri sırasında altı bacakları, üçerli iki grup halinde adeta bir robot gibi hareket ederler. (zira bazı robotların hareket biçimleri karıncalar modellenerek geliştirilmiştir) Bunun dışında karıncaların genel anatomileri diğer böceklerle aynı özellikleri taşır. Karınca türlerinin çoğu vasat bir görme yeteneğine sahiptir, hatta bazı türler tamamen kördür. Karıncalar gece, gündüz her an çalışabilirler. Kimyasal kokuları takip ederek zifiri karanlıkta bile rahatlıkla görevlerini yerine getirebilirler.
Karıncalar, günümüzde yaşayan biyokütlenin % 20'sini teşkil etmektedir. Bu da şu anlama gelir ki, dünyadaki her 5 canlıdan biri karıncadır. Dünya üzerinde en çok Afrika'da bulunan karıncalar işgalci bir yayılma politikası izlerler. Karıncaların sayısı insanlara oranla yaklaşık 20 milyon kat daha fazladır. Böcekler arasında, en büyük beyin karıncanındır ve ortalama ömürleri, 45-60 gündür.
Karıncalar, sadece dokunmak değil, koku almak için de antenlerini kullanırlar. Karıncaların, akciğeri olmadığı için oksijen, bedenlerine yayılmış küçük deliklerden girer; karbondioksit de, aynı deliklerden çıkar.
Karıncaların Çalışma Modeli:
Karıncalar yemek bulmak için öncü karınca yollarlar. Bu karıncalar yemek ararken koku molekülleri (feromon) bırakırlar. Öncü karıncalar yuvaya gidip diğer karıncaları haberdar ederler. Onlar da koku moleküllerini izleyerek yemeğe ulaşırlar.
Karıncaların tüm çalışma modelleri bu kimyasal düzen üzerine kurulur. Kimyasal kokuları sayesinde, yol bulurlar, organize olurlar ve imkansız denilen ne varsa gerçekleştirebilirler. Tüm bu faaliyet tek bir karıncanın yol göstermesiyle başlayıp, zincirleme bir etkiyle tüm koloniye ulaşır. Karıncalar koloni halinde, düşünür, karar verir ve uygularlar.
Eğer bir alana yayılmış karıncaların, kimyasal veri alışverişlerini kesecek en ufak bir müdahalede bulunursanız, karıncaları kör etmiş olursunuz. Karıncalar, kardeşlerinin bıraktığı kokulara erişemedikleri zaman bulundukları yere mahkum olurlar. Böyle durumlarda karıncalar açlıktan ölebilir hatta intihar bile edebilir. https://tr.wikipedia.org/wiki/Karınca
Karıncaların Gücü ve Cesareti:
Karıncalar kendi ağırlıklarının yaklaşık 10-20 katını kaldırabilecek kadar güçlü canlılardır. (Bu durumda 35 kg. ağırlığında bir çocuğun; bir karınca kadar güçlü olabilmesi için, min 350 kg. kaldırması gerekir.) Kendi kütlelerinden çok daha yüksek oranlardaki cisimleri kırıp, kesip, parçalayabilirler. Bu açıdan karıncaların boyutları dünya eko sistemi için idealdir. Çünkü eğer karıncalar biraz daha büyük olsaydı, dünyadaki bir çok türün ve hatta insanların sonunu getirebilirlerdi.
Karıncaların cesaretleri de dikkat çekicidir. Bir karıncaya kafa tutmaya gelmez. Çünkü karıncaların geri vitesleri yoktur, kaybedecekleri kesin olan bir mücadeleye bile kolonileri adına büyük bir cesaretle atılırlar.
Karıncalarda Birlik, İş Bölümü ve Örgütlenme:
Tüm böcek türleri yemek bulurlar ve yerler sonra acıktıklarında tekrar yiyecek aramaya çıkarlar. Tehlikelerden uzak durmaya çalışırlar. Ancak karıncalar bu şekilde bireysel değillerdir. Karıncalarda ben duygusundan önce biz duygusu vardır.
Karıncalar koloniler şeklinde yaşarlar ve bu yaşam şekli iş bölümüyle birlikte uzmanlaşmayı da (işçi, asker ve üreme karıncası vb.) beraberinde getirir. Karıncalarda bencillik, rekabet, iktidar mücadelesi yoktur. Çok ileri bir örgütlenme yapısı vardır ve bu mükemmel düzen aksamadan devam eder.
İşçi karıncalar arasında da iş bölümleri yapılmıştır. Temizlik işleriyle uğraşan karıncalar, besin arayan karıncalar, yuva inşa eden karıncalar vb. örnek olarak verilebilir. Asker karıncaların görevi, kolonileri dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korumak ve aynı zamanda yeni yaşam yerleri bakmaktır.
“Formica Yesensis” tür karıncaların kurduğu koloniler dünyanın en büyük kolonileridir. Burada yaklaşık 3 km2 alanda, 45.000 yuvada, ortalama 1 milyon kraliçe ve 300 milyon işçi arı yaşar. Koloni içinde ise örgütlenme üst düzeydedir. Herkes yapması gerekeni en iyi şekilde yapar.
Karıncaların sosyal düzeninde bir bekçiye ihtiyaç duyulmaz. Kraliçe karıncalar kolonilerin hakimleri değildir. Onların tek görevi soyu devam ettirmektir. Bu nedenle bir liderleri de yoktur. Aralarında bir yönetici grup olmamasına rağmen görevlerini kusursuz yapmaları muhteşem bir olaydır.
Karıncaların bu süper sistemini bir çok bilim adamı ve filozof incelemiş ancak insanlara uyarlayamamışlardır. Çünkü insanlar kişisel çıkarlarını, örgüt çıkarından üstün tutmaktadır.
Çiftçi Karıncalar:
Karıncalar, termitler ile birlikte tarımı ilk kullanan canlılardır. Karıncalar, yaprak ve otsu bitkileri keserek kolonilerine taşırlar fakat yemezler, biriktirirler. Çeneleri kuvvetli kesici karıncalar durmadan yaprak keserken, aşağıda bekleyen taşıyıcı karıncalar vücut ağırlıklarından çok daha ağır olan parçaları sırtlanarak koloniye taşırlar.
Biriktirilen bu bitki parçaları bu işle görevli karıncalar tarafından parçalanır ve bir salgıyla kaplanır. Ardından, karınca kolonisinin asıl yemeğini temin eden mantarın beslenmesi için kullanılır. Mantar bu bitki parçalarından beslenerek gelişir ve karıncalar besledikleri bu mantarın hasadını yaparlar. Kolonide sadece bu iş için çalışan işçi karıncalar vardır ve bunlar çiftçi karınca olarak da adlandırılabilir.
Mühendis Karıncalar:
 Karıncaların Sele Karşı Korunma Sistemleri:
Su, karıncalar için çözülmesi zor bir problemdir. Ateş karıncaları, sel baskınına karşı çok etkili bir çözüm bulmuştur. Yuvaları sular altında kaldığı zaman, tüm koloni (on binlerce karınca), dağılmadan, bir arada kalarak kendi vücutlarıyla suda batmayan bir sal oluşturmakta (yaklaşık 20 cm kalınlıkta)  ve boğulmaktan kurtulmaktadır. Sal, suda yoluna devam ederken karıncaların neredeyse yarısı suyun altında, diğer yarısı da suyun üstünde bulunmaktadır.
Bir karıncayı boğmak zordur. Çünkü karınca adeta bir dalgıç gibi kendisine nefes alabileceği bir hava kabarcığı oluşturur ve kafasını bu kabarcığın içinde belli bir süre muhafaza edebilir. Bütün koloni sular altında kalırsa, bir araya gelen karıncalar suyun üstünde adeta etten duvar örerler. Çene kemikleri ve bacaklarını kullanarak birbirlerine kenetlenirler. Her bir karınca birbirine 14 noktadan bağlanır. Kendi kendilerine kenetlenmiş şekilde suda aylarca ilerleyebilirler ve kuvvetli akıntılara dayanabilirler. Bu adacık üzerinde kraliçe ve larvalar emniyettedir ve yeni bir kara parçası bulunana kadar bütün koloniyi suyun üstünde veya nehir boyunca taşır.
 Süperorganizma Karıncalar:
Karıncalar insanlar gibi bir sistem dahilinde topluluklar halinde yaşarlar. Derek Bickerton, “Adem'in Dili” isimli kitabında bir karınca kolonisi ile bir insan şehrinin çok da farklı olmadığını söyler. Karıncalar ve insanlar arasındaki en büyük fark, insanların bireysel bilinçlerinin de olmasıdır. Buna karşılık karıncalarda tek bir karınca neredeyse bilinçsizken, ancak bir grup karınca bir araya geldiğinde bilinçli davranmaktadırlar.
Bir karınca kolonisinde, yumurtaların bakıldığı odalar, yemek depoları, çöp biriktirme alanları, havalandırma sistemi, acil çıkışlar, köprüler, bağlantılar, kavşaklar yer alır. Bir saat gibi dakik ve titiz işleyen bu yapılar, çoğu insan şehrinden daha düzenlidir.
Her bir karıncayı, insan vücudunun sinir hücrelerine benzetebiliriz. Feromon (koku molekülleri) salgılayan her bir karıncanın bu minik mesajları, bir araya geldiğinde insan beyni kadar karmaşık bir bilinç oluşturabilmektedir. Bu yüzden, karınca kolonilerine "süperorganizma" denir.
Karıncalar yolları üzerinde bir engelle karşılaştıklarında, geçmek için her yolu denerler. Hatta köprü bile kurabilirler. Aynı sal inşasında kullandıkları tekniğin benzerini köprü yapımında da kullanırlar. http://www.bilgiustam.com/karincalarin-hayati-ve-muhtesem-yasam-sekilleri
Hayvan Yetiştiren Karıncalar:
Koloniler arasında belli bir görev dağılımı bulunmaktadır. Kolonilerin bazıları tarımla uğraşırken, bazıları ise hayvanlarla ilgilenip onları yetiştirebilmektedir. Bu yapılan iş bölümüyle birlikte karıncalarda uzmanlaşma artmaktadır.
Bazı karınca türleri hayvancılık da yaparlar. “Aphid” denen bir çeşit ağaç bitini "evcilleştiren" bu karınca türleri, bu bitleri sürekli "güderler". Daha bereketli ağaç gövdelerine götürür ve beslenmelerini sağlarlar. Ardından, bu bitlerin salgıladığı tatlı bir sıvıyı emerek koloniye götürürler. Yağmur yağdığında ya da bir tehlike görüldüğünde, sürülerini koruyan insanlar gibi bitleri toplayarak bir araya getirir, tehlike geçtiğinde tekrar "otlatırlar".
Tutumlu Karıncalar:
Karıncalar hayvanlar aleminin en tutumlu hayvanlarıdır. Asla kaynakları çarçur etmezler, ihtiyaç fazlasını kullanmazlar ve yuvalarına götürüp saklarlar.
Karıncalar önlerine çıkan zengin besin kaynaklarını asla bırakmazlar ve o besini en ufak parçaya kadar tüketir ve yuvalarına taşırlar. Müsrif olmayan karıncalar bu özellikleriyle dünya üzerindeki atık ve ölü organizmaların tüketiminde de önemli rol oynarlar.
Karıncaların Düşmanları:
Karıncalar insanlar gibi ordu kurup koloniler arasında insanlar gibi savaşırlar. Karıncaların doğal düşmanlarının başında başka kolonideki karıncalar gelir. İnsanlar gibi, büyük savaş meydanlarında birbirilerine giren karınca kolonileri kimi zaman birbirilerinin alanlarını fethederler. Koloni savaşlarında köle-yapıcı karıncalar da devreye girer, düşman karıncaların yuvalarına saldırır ve yumurtalarını çalarlar. Bu yumurtalardan yavru karıncalar çıktığında kolonide köle olarak çalıştırırlar.
Ancak karıncalar kendi iç hesaplaşmaları dışında bir çok düşmanla da mücadele ederler. Bunlar insanlar, sürüngenler, kuşlar ve karıncayiyen vb. canlılardır. Ref:Karıncaların Yaşamından 6 İlginç Bilgi/Hüseyin Aykanat, http://www.radikal.com.tr/radikalist/18-maddede-karincalarin-gizemli-dunyasi
Yeryüzünde yaşayan tüm hayvanlar ve uçan kuşlar, bizler gibi birer topluluktur. Bu toplulukların herbirinin hayatta kalmak için kurdukları bir düzenleri ve organizasyonları vardır. Bu muhteşem sistemlerden ders alabilmeyi, teknolojiye ve yaşamımıza uyarlayabilmeyi diliyorum.

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş