Ana Sayfa > Yazarlar > Nilgün Yalım Eren Tüm Nilgün Yalım Eren Yazıları

İlgili fotoğraflar

Geçmiş mi? Gelecek mi?

Geçmişte Kalmak…

“Geleceğin en iyi kahini, geçmiştir”

Lord Byron

Hayatımız geçmiş, şimdi ve gelecek evrelerinden oluşmaktadır.

Hepimiz geçmişimizi değiştiremeyeceğimizi biliriz. Fakat yaptığımız işlerden ve yaşadığımız olaylardan pişmanlık duyduğumuzda, geçmişin kalıntılarına takılıyoruz demektir.

Ne yapmış olursak olalım onlar geçmişte kaldı... Bir daha asla o zamana gidemeyiz ve değiştiremeyiz.

Bizim bugünkü yaşamımız, duygu ve düşüncelerimiz aslında geçmişteki seçimlerimizin veya yaptıklarımızın bir sonucudur. Asıl önemli olan da geçmişi unutmak değil, geçmişe takılmamaktır. Sürekli yaşanan pişmanlık duygusu, geçmişe bağlanıp kalmanın bir sonucudur ve kişiyi duygusal çöküntü ve değersizlik inancına götürür.

Geçmişe hayıflanmak yerine, geçmişten ders çıkarma yoluna gitmeliyiz. Pişmanlık kavramının yerini, ders alma ile değiştirmeliyiz. Her şeyden önce şu an yaşadığımız olumsuzlukları kabullenme bilincinde olmalı ve geleceği değiştirmek için şimdiden harekete geçmeliyiz.

Geçmişten Ders Almak…

“Geçmişe, geleceğe ışık tutsun diye bakın” Robert Goodkin

Geçmişimizden ders almak:

Geçmişin tecrübesinden faydalanmasını bilmektir.
Geçmişte yapılan hataları tekrarlamama tecrübesini kazanmaktır.

Bunu yapamayanlar, maalesef geçmişi anda sürekli yaşar ve bugüne odaklanamazlar.
Elbette, kültürlerin, medeniyetlerin, milletlerin, nesillerin kısaca insanlığın temelleri geçmişlerine dayanır. Geçmiş unutulursa gelecek inşa edilemez. Çünkü geçmişini bilmeyen geleceğe emin adımlar atamaz.

“Tarih tekerrürden ibarettir. Eğer ibret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?”

Yapılan yanlışlıklar tekrarlanmazsa hatalardan ders alınmış demektir.

Hataların üzerini örtmek, bir daha olmaz düşüncesiyle tedbir almamak aynı hataların tekrarına zemin hazırlamak demektir. Ve geçmişten ders almasını bilmemektir.

İnsan geçmişe bakmayı ne kadar iyi bilirse, geleceği o kadar iyi görür. Aldığı tedbirler o derece isabetli olur.

Bugün yaşadıklarımızın geçmişteki seçimlerimiz sonucu olduğunu hiçbir zaman unutmamalı, pişmanlık duymamalı, sadece ders almalıyız.

Geçmiş kendi seçimlerimizden ibaret, işimiz, eşimiz, çocuklarımız, hobilerimiz...
Yapılan araştırma sonuçlarına göre uzmanlar, geçmişe dönüp seçimlerimizle karşı karşıya kaldığımızda yine aynı seçimleri yapacağımızı söylüyorlar. Çünkü ortam, şartlar o an için bizi en uygun çözümü yapmaya götürüyor. Sadece bu kararlar bugün bize yanlış gelebilir, o da sürekli gelişmemizden ve değişmemizden hep daha iyi ve güzeli arayışımızdan kaynaklanıyor. Değişim ve gelişimin temeli de geçmişe takılmadan eski alışkanlıklarımızı terk ederek yenilenmek değil midir?

Bugünü Yaşamak…

Bu arada, sürekli geçmişte ve pişmanlıkla yaşadığımız takdirde gözden kaçırdığımız çok önemli bir şey var.

Bugün...
Evet, biz aslında anı kaçırıyoruz. Anı kaçırdığımızda ne oluyor?
Geleceğimizi de kaçırıyoruz.
Geleceğimizi planlamak için şimdiden başlamalıyız. Bu nedenle anı kaçırmamalıyız. Geçmişte yaşadıklarımız değil, aldığımız dersler yön vermeli bize.

Geleceği kendi lehimize değiştirmek için onu şimdiden planlamalıyız.
Çünkü yaşamda “Ne Ekersek Onu Biçeriz”

Geleceğimizi İnşa Etmek…

“Geleceği düşünmeyen insan yakın zamanda üzüntüyle karşılaşacaktır.”
Konfüçyüs

Geçmiş geçti, bugün yaşanıyor fakat gelecek henüz şekillenmedi ve bizim elimizde…
Yarınımızı hayallerimizle şekillendirebiliriz. Bunun için öncelikle vizyonumuzu belirlemeli, daha sonra buna ulaşmak için gerekli strateji ve hedeflerimizi oluşturmalıyız. Çünkü hedeflerimizle var oluruz. Bir amacımız yoksa hayatımızın bir anlamı ve manası da yok demektir.
Vizyon bugünün hayalini, yarının gerçeği kılmak için ortaya konan beyinsel çabadır. Vizyon beyindeki gözdür. Hayaller düşüncenin, bilimin, analizin potasında eritildiğinde somutlaşır. Vizyon sahibi olanlar için gelecek gözle görünürcesine gerçektir. Vizyon sahibi isek daha ilk adımı atarken tablonun bitmiş halini beynimizde canlandırabiliriz.Vizyon, geleceği inşa etmektir. Vizyonu geleceğin derinliğine uzanan köklere benzetirsek, ağacın gövdesi misyondur. Gelecek ile ilgili hayaller, bir misyon belgesinde özetlenerek, hayat boyu sürecek bir göreve dönüştürülür. Belirlenen misyona uygun olarak hazırlanan stratejiler, planlar, programlar, uygulamalar bir süre sonra meyvesini vermeye başlar. Vizyon sahibi insan günlük sıkıntılar altında ezilmez.

Hedefler umut verir, iyimser ve pozitif bir bakış açısı bize zorlukları yenebilecek enerji ve gücü verir.

Vizyonun ve buna bağlı hedeflerin mutlaka pozitif olması gerekmektedir. Çünkü beynimiz bir şeyin olmamasını gözünde canlandıramaz, hemen onun gerçekleştiği bir resme odaklanır.

Harvard profesörlerinden David Landes, ulusların zenginlik ve yoksulluğunun nedenlerini irdelediği kitabının son cümlelerinde de aynı gerçeği vurguluyor:

Dünya iyimserlerin olacak. Hep haklı çıktıkları için değil ama hayata pozitif baktıkları için... Onların olumlu beklentileri çoğu kez gerçekleşmez ama yalnız iyimser insanlar, bir şeye ulaşmanın, hatalarını düzeltmenin, iyileştirmenin ve başarının yolunu bulabilir. Uyanık ve eğitimli bir iyimserlik eninde sonunda iyi sonuç verir. Karamsarlık ise insanlara yalnız haklı çıkmanın boş tesellisini sunabilir. (Ref.Mümin Sekman)

Unutmayın,
Dünyanın herhangi bir yerinde
Biri yapabiliyorsa, Siz de yapabilirsiniz,
Yeter ki bir Koçunuz olsun…

Koçluk hakkında detaylı bilgi almak istiyorsanız,
bizi arayabilirsiniz.
CTC Eğitim
0216 373 46 03 - 0533 622 11 01
www.ctcegitim.com

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş