Ana Sayfa > Yazarlar > Lütfi Apilioğulları Tüm Lütfi Apilioğulları Yazıları

Kobi Rekabet: Kollektif Yaklaşımın Getirebilecekleri

Kobilerin durumu gerçekten zor. Tedarikçiler ile müşteri arasına sıkışmış bir sandviç gibiler. Bu çıkmazdan kurtulmak için; havalı adları ile entegrasyon, konsorsiyum ya da basit adı ile kooperatif olabilme, ortak hareket edebilme, kolektif yaklaşım gerekiyor.

Peki bu ne işe yarayacak ?

Aynı iş alanında çalışan Kobilere bir bakalım. Hepsi aynı hammaddeleri aynı yerlerden tedarik edip, benzer süreç ve ekipman parkurlarında, yine birbirine benzer ürün gruplarını üreterek, satmaya çalışıyorlar. Hepsinin sorunları ortak:

§ Bireysel yaklaşımın neticesi olarak satın alma gücünü kullanamıyorlar. Ham madde gereksinimlerinin, büyük rakiplerine göre nispeten düşük olması, güçlü tedarikçilerin minimum sipariş miktarı kotası gibi etkenler nedeniyle genelde gereğinden fazla miktarda ham maddeyi, büyük rakiplerine oranla daha pahalıya almak zorunda kalıyorlar. Aldıkları ham maddeleri tüketmeleri uzun zaman alıyor, hatta bazen tüketemeden malzemeler kullanılamaz duruma bile gelebiliyor. Kısaca, bireysel yaklaşım sonucu, işletme sermayelerinin önemli bir bölümünü stoklara bağlıyor, finansman giderlerini artırıyor ve daha sürecin başında rekabete 1.0 mağlup şekilde başlıyorlar.

 

  • Rekabetin artması, ürün çeşitliliğine de yansımaktadır. Kobilerin, pazarın beklentisi olan farklı ürünlerin hepsini, kendi üretim süreçlerinde üretme yaklaşımı bir diğer problem. Küçük adetlerde / sık ürün dönüşü yaparak, fazla çeşitte ürün yapmalarının gerekli olması ölçek ekonomisinin getirilerinden faydalanamamalarına sebep olmaktadır. Kaynakların etkin kullanılamaması, her konuda uzmanlaşamama, sık ürün dönüşü gibi etkenler nedeni ile operasyonel verim konusunda da ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar. En önemli avantajını yitiren Kobi maça 1.0 mağlup başladığı gibi bir de kırmızı kart görmüştür.
  • Satış yapmak dünyanın en zor süreçlerinin başında gelmektedir. Rakipler arasında sıyrılıp, müşteriyi kendi ürününüzü almaya ikna etmeniz için kaliteli, hızlı ve istenilen fiyat aralığında olmanız gerekiyor. Ancak, büyük rakipler ham maddeyi daha ucuza almış ve sizden daha verimli süreçlere sahip iken Kobilerin ürün satabilmesi nasıl mümkün olabilecektir bilemiyorum. Belki kaliteden, hızdan ödün vererek kısmen mümkün olabilse dahi ne kadar sürdürülebilirdir, düşünmek gerekir kanısındayım.

Bu durum aslında bir çok sektörde aynıdır. Üretim sektörü, tarım sektörü ya da hizmet sektörü. Aynı alanda iş/hizmet üreten küçük işletmelerin yaşadıkları sorunların başında kanaatimce, sergiledikleri bireysel yaklaşım stratejileri gelmektedir. Oysa, kolektif yaklaşım ile sonuçların inanılmaz boyutlarda değiştirilebilesi mümkündür.

Nasıl mı ?

Aynı alanda iş üreten işletmelerin bazılarının bir araya geldiğini düşünelim. Öncelikli olarak satın alma sürecine bakalım. Bireysel ham madde gereksinimleri 5-10-30-15-40 gibi rakamlar iken, konsolide olarak toplam gereksinimleri birden 100 oluverdi. Bu sonuç, satın alma gücünü kullanabilmek demektir. Gereksinimin artması, tedarikçi karşısında güçlü olunabilmesine olanak sağladığı gibi hem birim satın alma maliyetlerinin azalmasına hem de gereksiz stok oluşumunun engellenmesine etki edecek ve sürecin başında, eskiye göre daha avantajlı bir duruma gelinecektir. Maç halen 0.0…

Kolektif yaklaşımda bir araya gelen firmalar, tüm kapasitelerini ortak bir havuzda birleştirebilirler. X firması a,b,c; Y firması a,b,h, Z firması da b,h,t gibi ürünleri üretmesi yerine (benzer ürünler üretiyorlar), ürünler gruplandırılıp, her işletmenin belirli ürün gruplarını üretmesi sağlanarak, işletme bazında toplam üretim hacmi artırılabilir ve ölçek ekonomisinin faydalarından istifade edilerek, operasyonel verimlilik artırılabilir. Kırmızı kartı şimdi rakipler gördü…

Bu iki hareket sonucunda, eskiye göre daha yüksek hacimde ve düşük maliyette ürünler artık elde edilmiştir. Satmak için, rekabet şartları her anlamda eskiye göre daha iyidir. Kolektif yaklaşım, KOBİ’nin pozisyonunu sağlamlaştırmıştır…

Bu durum aslında basit olgudur. Volume artışı ve kaynakların etkin kullanılması her anlamda işletmelere rekabet artışı sağlamaktadır. Satın alma gücü, üretme yeteneği ve satış gücü.

Tabi bu yapıyı kurabilmek ayrı bir konu. Teorik olarak, bu yaklaşıma herkes evet dese dahi, insani hırs ve egolar nedeni ile kolektif yaklaşımın pek kolay olmadığını söyleyebilir ve bunu da rekabet şartları / serbest piyasa ekonomisi gibi unsurlara bağlayabiliriz. Ancak, bireysellik yerine kolektif yaklaşımının grup üyelerine pozitif katkısı ile beraber ülke ekonomisine, cari açığın kapanmasına olan katkılarını da göz ardı edemeyiz. Daha az ham madde, daha az makine ihtiyacı dış kaynağa olan bağımlığımızı azaltacak – ülke olarak bizi daha yukarılara çıkaracak ve bundan hepimiz karlı çıkacağız.

Bu bağlamda, kolay olmasa da olsa bu süreci zorlamak, kaynaklarımızı daha etkin kullanmak zorundayız. OSB’lerin, Odaların, Ticaret odalarının, sanayi sitelerinin bu yönde işletmeleri motive edici şekilde yönlendirmeleri, işletmelerinde birlikten güç doğar yaklaşımını daha ciddi bir şekilde uygulamalarının oldukça önemli olduğuna inanıyorum. Zira; artık üretmek değil, verimli üretmek önem arz etmektedir.

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş