Ana Sayfa > Yazarlar > İlhami Fındıkçı Tüm İlhami Fındıkçı Yazıları

Ruh ile Beden Arasında

Hayatınızın Merkezinde Ne Var?

İnsan kelimesi “üns” kökünden gelir ve bağlı olmak, bağlanmak anlamındadır. insan, bağlı olan, bağlanma ihtiyacı olan bir canlıdır. Bütün mesele, insanın ”nereye” bağlı olduğu ve hayatının ağırlık merkezine neyi koyduğudur. Zira yaşamımızı bu ağırlık merkezinin gölgesinde devam ettiriyoruz.

insanın tüm hayatını, davranışlarını, tercihlerini, kararlarını, sevinç ve kederlerini belirleyen bu ana güç merkezleri, ağırlık merkezleri neler olabilir? Başta para olmak üzere maddi değerler, statü, şan-şeref, şöhret, bilimsel uğraş, inanç değerleri, ahlak, siyaset başlıca yaşamsal ağırlık merkezleridir. Tüm bu kavramlar tabi ki her birey için geçerli ve etkilidir ama bir iki tanesi kişiye özel olarak baskındır ve belirleyicidir. işte bu baskın olan merkez, adeta kişinin yaşamının direksiyonuna yerleşir ve onu arzu ettiği yöne götürür.

Söz konusu ağırlık merkezleri kendi içinde maddi kökenli ve manevi (duygusal – sosyal) kökenli olmak üzere temel iki gruba ayrılabilir. Bir insan, hayatını ya maddi kaygıların, beklentilerin baskısı ve gölgesi altında ya da manevi (duygusal - sosyal) kökenli kaygıların, beklentilerin baskısı ve gölgesi altında yaşar. Dolayısıyla merkezinde maddenin yer aldığı bir yaşam ile merkezinde mananın yer aldığı yaşam olmak üzere iki farklı hayat biçiminden söz ediyoruz. Birinin kaynağı, insanın maddi varlığı, topraktan gelen bedeni, içgüdüleri, “ben”i; diğerinin kaynağı ise insanın semadan gelen ruhu ve onun temsil ettiği, duyguları, ahlakı, inançlarıdır. Bir tarafta beden, diğer tarafta ruh…

Topraktan gelen beden ile semadan gelen ruhun buluştuğu insan, bu iki temel varlıktan birinin etkisini hisseder, ağırlığını ve yönlendiriciliğini benimser ya da benimsemek durumunda kalır yaşamı boyunca. Acaba bizi ve tüm yaşamımızı yönlendiren temel güç ve hareket noktamız nedir?

Bedenin ve onun temsil ettiği maddi değerlerin etkisi altındaki hayat; bireyi maddi olarak büyütür, zenginleştirir, güç, kudret sahibi yapar, statü ve şöhret kazandırır, tanınmış biri haline getirir. Ancak tüm bu gösterişine rağmen maddi varlıkların, kişilerin mutlu olmaları için yeterli olmadığı da bilinen bir gerçektir.Ruhun ve onun temsil ettiği manevi değerlerin etkisi altındaki hayat ise bireyi, duygusal ve sosyal yönden büyütür, geliştirir, olgunlaştırır, manen güç sahibi yapar. Manevi kaygıları daha baskın olan bireylerin yaşamlarının daha dengeli, ruh sağlıklarının daha yerinde olduğu bilinmektedir.

Maddeyi Aşmayan Aşklar: “Para ile Saadet Olmaz”

Eskiler ne güzel söylemiş: “Para ile saadet olmaz.” Evet, maddi değerler, gerçek mutluluk için yeterli değildir. Gerçek mutluluk için sevgi ve muhabbete ihtiyaç vardır. Muhabbet, “hubbe” kökünden gelir. içten gelen, ilerlemiş ve gerçek sevgiyi anlatır. Sevgili anlamındaki “habib” de aynı kökten gelir. Gerçek sevgi, kaynağını kalbin ısınmasından ve sıcaklığından alır. Sevginin giderek yoğunlaşması, derinleşmesi, kendi içinde adeta bir sarmaşık misali ilerlemesi, yol alması, şiddetlenmesi hali ise aşkı doğurur.

insani duygu ve davranışlardan olan sevgi ve aşk da insan hayatındaki ağırlık merkezinden nasibini alır. Nitekim bazılarımız, maddi değerleri sever ve onlara aşkla bağlanır. Bazılarımız ise duygusal ve manevi değerlere bağlanır. Gerçek sevgi ve aşk, görüp dokunduğumuz, bizim saydığımız, tükettiklerimize değil, çoğunlukla görüp dokunamadığımız, manevi değerlere yöneliktir.

Aşk, “ışk” kökünden gelir ve kişinin; gerçek sevgilinin aydınlığına yönelmesini, muhabbetin doruğa çıkmasını, aşık olduğunun uğruna kendini kaybetmesini anlatır.

Bütün mesele gerçek sevgi, muhabbet ve aşka uzanan kanalları ve damarları bulabilmektir. Bu bir marifet, bir anlamda eğitim ve yetiştirilme işidir. Birey nasıl ve hangi kaygılarla yetiştirilmiş ise bu kaygıların yolcusu olur. Yetişme döneminde anne-baba ve çevrenin maddeye ve maddi değerlere bağlı hatta bağımlı olması, çocuk ve gençlerin bu yöne meyletmelerine, bu yönde yetişmelerine neden olur. Ve sevgileri maddeyi aşamaz, aşkları görüp dokunabildiklerinin ötesine geçemez. Salt maddi değerlere, bedene yönelen bir aşktır bu.

Oysaki sevgi ve aşkın, ötelerin ötesine kadar uzandığı bir yaşam tarzı ile yetişen çocuk ve gençler, gerçek sevgiyi, muhabbeti ve aşkı ruhlarında yaşar ve hayatlarına yansıtırlar.

Dr. İlhami Fındıkçı
Davranış Bilimleri Uzmanı
ifindikci@degerdanismanlik.com.tr

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Firma Ürün Arama Motoru

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş