Ana Sayfa > Yazarlar > Hamdi Doğan Tüm Hamdi Doğan Yazıları

İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik

“Artık ne olursa olsun ‘büyümek’ kavramı geride kalmıştır. Gelecekte işletmelerin değerlerini belirlemede ‘sürdürülebilirlik’ kavramı en önemli kriterlerden biri olacaktır. Hepimizin ajandası güne çevre penceresinden bakmalı, işletmelerimiz ve yöneticilerimiz bu evrensel hedefe odaklanmalıdır.”

Sanayileşmeyle birlikte yaşanan gelişmeler dünyada pek çok çevre sorununu beraberinde getirmiştir. Bu olumsuzlukları gidermek amacıyla bu yıl 21’ncisi düzenlenen Paris İklim Konferansı’nın sonuçları, gelecek nesiller açısından ‘ümit verici ama yeterli değil’ olarak nitelendirilebilir. Konferans, sürdürülebilir gelecek yaratmak için bir dönüm noktasıdır. Yönetim kalitesine önem veren tüm kesimlere, kuruluşlara ve hükümetlere büyük görevler yüklemektedir.

Son çeyrek asırda ülkemizde ve dünyada yaşanan hızlı değişim ve kontrolsüz gelişmelerin doğurduğu olumsuz sonuçlar ve risklerle karşı karşıyayız. Geldiğimiz noktada görüyoruz ki kaynaklarımızı tüketmiş, havamızı ve suyumuzu kontrolsüzce kirletmişiz. Doğal afetler bunların birer göstergesidir.

Türkiye 2030 yılına kadar CO2 salınımını yüzde 21 gibi iddialı bir oranda azaltmak durumundadır.

Bugün 2,5 dünyaya ihtiyacımız var. Bu haberleri hepimiz kaygı ile izliyoruz. Diğer yandan büyümek, kalkınmak zorundayız. Bu durumu Ekoloji ve Ekonomide Denge olarak formüle edebiliriz. İklim değişikliği ile kalkınma arasındaki bu ters ilişki gelişmiş ülkeler ile gelişme yolunda olan ülkelerin kalkınma dengelerini bozmaktadır. Gelişme yolunda geride kalanlar daha pahalı gelişmek zorundalar.

Bugün sorunun çözümü için artık başka seçeneklerin olmadığı bir noktadayız. Paris İklim Konferansı’nda, ülkeler küresel ortalama sıcaklık artışının 1,5-2 derece arasında kalmasında anlaştı. Bu, aslında var olması gerekenin üstünde yüksek bir değer. Bu yüksek değerin de sera gazlarında Çin, ABD, Hindistan gibi önde gelen salınım değerleri yüksek ülkelerde nasıl sağlanıp kontrol edileceği de şüpheli.

Ülkelerce ulusal taahhütler belirlenirken iki temel kavram öne çıkmaktadır. Sürdürülebilir ve Yenilenebilir Yatırımlar. Azaltma hedefleri ve kalkınma ancak bu önemli iki evrensel kavramın uyumu ile gerçekleşebilir.

Artık tüm şirket yönetimlerinde ve kamuda uygulanan Mükemmellik Modeli’nde, ana kriterlerden biri Sürdürülebilirlik ilkesidir. Bu ilke, gelecekte var olabilme anlamını taşımaktadır. Günümüzde 36 ülkede 40 bin işletmede kullanılan modelin içeriğinde bu faktör önemli bir değişiklik getirmiştir.

EFQM Mükemmellik Modeli’nin bu içeriği tüm kalite gönüllülerine görev yüklemektedir. Modelimizin temel kavramlarından biri “Sürdürülebilir Bir Gelecek Yaratma” başlığı altında toplanmaktadır.

Mükemmel kuruluş tanımında, performansları geliştirirken aynı zamanda ilişki içinde oldukları kesimlerin ekonomik, çevresel ve toplumsal koşullarını iyileştirerek çevrelerine olumlu bir etki yaratmasından söz edilmektedir.
Artık ne olursa olsun “büyümek” kavramı geride kalmıştır. Gelecekte işletmelerin değerlerini belirlemede “sürdürülebilirlik” kavramı en önemli kriterlerden biri olacaktır. fiirketlerin borsadaki değerlerinin belirlenmesinde, kurumların itibarlarının değerlendirilmesinde rol oynayacaktır, oynamaya da başlamıştır.

Sürdürülebilirlik kavramı şirketlerin borsadaki değerlerinin belirlenmesinde, kurumların itibarlarının değerlendirilmesinde rol oynayacaktır, oynamaya da başlamıştır.

Bu kavramı, EFQM Mükemmellik Modeli üç ana grupta özetleyebileceğimiz kurallar demetinde değerlendirmektedir: İlkeler ve Değerler, Ekolojik Yaklaşımlar ve Ekonomik Önlemler.

Türkiye 2030 yılına kadar CO2 salınımını yüzde 21 gibi iddialı bir oranda azaltmak durumundadır. Diğer yandan da büyümek durumunda olan bir ekonomi gerçeği vardır.

Bilim insanlarına göre aşırı hava olayları daha sık ve yoğun gerçekleşmeye başla-yacak, kuraklıklar, çölleşme, deniz seviyesi yükselişi ve buzların erimesi öne çıktıkça, iklim etkileri nedeniyle yerinden edilen insan sayısında artış olacak. Canlılar yaşam ortamlarını kaybedeceklerdir.

Sürdürülebilirliği sağlama konusunda her gün yeni yaklaşımlar gündemlerimize gelmektedir. Birleşmiş Milletler Global Compact kriterlerindeki 10 madde de bunu tanımlarken, Sürdürülebilir Kalkınma için 17 yeni Küresel Hedef ortaya koymuştur.
Sivil Toplum Kuruluşları’nın öncelikli görevi “farkındalık” yaratmaktır.

• Kalite olgusunu ve mükemmelliği yaşamın her alanında amaç olarak alan bizler, sürdürülebilir gelecek için çalışmalıyız.
• Yaşam kalitesinin temel üç unsuru olan toprak, hava ve su kalitesini korumalıyız.
• Sürdürülebilirliği kuruluşumuzun stratejik hedeflerinden biri olarak tanımlamalı ve önceliklendirmeliyiz.
• Sürekli iyileştirme yaklaşımımızla öngöreceğimiz hedeflere ulaşmalıyız.
• Ölçmeden iyileştiremeyeceğimiz bilinci ile hareket ederek, karbon ayak izimizi, atık değerlerimizi, kaynak kullanımımızı, geri dönüşüm oranlarımızı ölçmeliyiz.
• Süreçlerimizi yeniden düzenlemeli ve sürekli iyileştirmeliyiz.
• Temiz teknolojilere geçiş mutlaka sağlanmalı ve teşvik edilmelidir.

Hepimizin ajandası güne çevre penceresinden bakmalı, işletmelerimiz ve yöneticilerimiz bu evrensel hedefe odaklanmalıdır.

A. Hamdi Doğan

KalDer - Türkiye Kalite Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı

www.kalder.org

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş