Ana Sayfa > Yazarlar > Hakan Ünlü Tüm Hakan Ünlü Yazıları

Bilmiyorum Demenin Dayanılmaz Hafifliği

Doğduğumuz andan itibaren öğrenme telaşı içindeyiz. Daha ufacık bir çocukken konuşmak ve yürümeye başlamak devrim niteliğinde dev adımlardı her birimiz için. Sonrası daha zor… Okullu olduk, güzel okullara gitmeye başladık. Annemiz babamız, istisnalar hariç, hep “Aferin oğlum, aferin kızım ne kadar akıllıdır benim çocuğum, her şeyi de bilirmiş maşallah”  diyerek büyüttü bizleri. Diğer çocuklara göre daha zeki olduğumuzu ve hepsinden daha iyi olduğumuzu söyleyip durdular. Öyle ya büyüklerimizden daha mı iyi bileceğiz? Biz de inandık, hoşumuza gitti bu durum.

Ancak ciddi bir problemimiz var. Her şeyi bilme şansımız yok. Hele ki iş yaşantısında. Aslında çok güzel olurdu tüm cevapları biliyor olsaydık. Hayat ne kadar da kolay olurdu. Elimizin altındaki cep telefonlarına, televizyonda izlediğimiz bilgi yarışmalarında sorulan soruları bilemediğimizde hemen başvuruyoruz.  Kopya sayılmaz ama cep telefonlarımız ne de olsa adeta vücudumuzun bir parçası. Hayatta karşımıza çıkan her sorunun cevabını bilmek mümkün müdür? Ama şef, müdür, genel müdür, yönetim kurulu üyesi, firma sahibi olmuşuz. Biz bilmeyeceğiz de kim bilecek?

Cevabını bilmediğimiz bir durumla karşılaştığımızda ne yaparız? Önümüzde iki seçenek var.

Birinci seçenekte biliyor gibi yapıyoruz. Biz zaten “ ne kadar akıllıdır benim çocuğum”  koşullandırılması ile bu makamlara gelmiş profesyonelleriz. Şüphesiz tecrübemiz ve iş yapış şeklimizle öyle yada böyle çözüm üreteceğiz, kararlar alıp uygulayacağız. Ve yine şüphesizdir ki bu kararlar zayıf etkili olup sönük başarılar yada başarısız sonuçlar doğuracaktır. En kötüsü de sanırım kendimize yaptığımız haksızlık, samimiyetsizlik. Sonucunda şirketimizin ve çalışanlarımız dahil bir bütün olarak boşa geçen zaman, para ve başarısız projeler olarak karşımıza çıkacaktır. Bu durum kimi kritik projede hem kendi kariyerimizi hem de şirket geleceğini de tehlikeye atabilir.
 
İkinci bir seçenek daha var elbette. Bilmediğimizi kabul etmek. Ne kadar güzel bir cümle… Bilmemenin dayanılmaz hafifliği işte tam bu aşamada içimizi sarar. Öyle ya her şeyi bilmek zorunda değiliz bu dünyada. Aldırmayın siz, çevrenizdekilerin beklentilerini karşılamaya. Bilmiyorum demek , bunu kabul etmek kendinize ve işinize verebileceğiniz en büyük dürüstlüktür. Şimdi sakin sakin düşünme vakti. “Güzel bir başlangıç noktasındayım. Bilmediğimi biliyorum”. Yani hangi bilgiye ulaşmam gerektiğini ve doğru soruları tanımlayabilirim. Doğru cevapları bulmak artık benim işim. Öğrenmenin yaşı olmaz ki. Bilmediğini, eksiklerini  kabul edeceksin ki tam olasın, kendini geliştiresin. Dünya gelişiyor, değişiyor. Değişime direnip öğrenmeyi bir kenara atarak güncel kalamayız ki. Bilen kişiyi bilmek veya ulaşmak da güzel bir yaklaşımdır. Bu araştırma ve geliştirme ile birlikte gelen yenilenme, enerji dönüşümü, pozitif yaklaşım bizi pozitif cevaplara götürecektir. Üstelik paradigma değişikliği ile çok daha beklenmedik başarılar için de tüm kapılar açık. Kim engel olabilir ki bize. Açık inovasyon ile dünyada var olan tüm bilgiler elimizin altında işte. Yeter ki bilmiyorum diyebilelim. Ön yargısız akıl sürecimizden tüm yeni bilgileri geçirelim, aklımıza yatanı tutup, beğenmediğimizi eleyelim ve cevapların bu kadar basit olmasına şaşırmayalım.  Öğrenmek için çalıştık. Artık yeni öğrendiklerimiz de bizim için doğru cevapları bulmamızı sağlayacaktır.

Bilmediğimizi söyleyebilmek bizleri dürüst ve başarılı yöneticiler yapar. Başkalarının hakkımızda ne düşündüğü ve aptal durumuna düşeceğimiz yanılgısına kapılmamalıyız. Unutmayın ki hayat, satrancın aksine şah mattan sonra da devam eder.( Isaac Asimov)

TERSTEN YAŞAM
Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir.
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?
Cami'de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içersinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.
Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev...
Altmışlı yaşlara kadar her şey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor.
Kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
 


Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.
Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz.
Herkes karşınızda elpençe divan...
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor, gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz
Diğer hormonal aktiviteler artıyor , fevkalade... Aman ne güzel günler başlıyor...
Derken bir gün patron size artık Üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
Bu arada Babanız ortaya çıkmış, "fazla çalıştın" diyor "artık eve dön, işi bırak, okumaya başla, harçlığın benden olsun..."
Keyfe bakar mısınız?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden su gölden bir dönem başlıyor.
Partiler, Diskotekler, Kızların sayısı artıyor. Derken Anne ve Babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor. Araba kullanma derdi de yok artık...
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur, keyfine bak oyuncaklarınla oyna" diyorlar...
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor sıcacık yumuşacık gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde babanıza geri dönerek hayatınız bitiyor...
İŞTE TERSTEN YAŞAMAK DA BÖYLE OLURDU.

Her şeyi bildiğini düşünen insan kendini farklı sanan bir zavallıdır. Unutma ki, neyi bilmediğini bilmek insan olmanın ilk şartıdır...
Victor HUGO

 

 

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş