Ana Sayfa > Yazarlar > H. Yücel Koç Tüm H. Yücel Koç Yazıları

Vergi ve Rekabet

Son zamanlarda haber bültenlerinde, gazetelerde, dost meclislerinde sık sık pahalılık konusuyla karşılaştığınıza eminim. Televizyonda genç muhabir pazarda alışveriş yapan teyzeye soruyor: “Ne kadar parayla çıktınız pazara?” “Yetti mi para?” “Sizce pahalılığın nedeni ne?” Teyze cevap veriyor: “Ne yetsin evladım, herşey ateş pahası, mazot pahalı.” Sonra tezgahtara soruyor muhabir: “Fiyatlar niye bu kadar yüksek?” Pazarcı: “Abla mazot 5 lirayı geçmiş, çiftçi mazot kullanıyor, nakliyeci mazot kullanıyor, biz mazot kullanıyoruz.” Benzer haberleri farklı şekillerde izliyoruz uzun zamandır. Pazarlardan, nakliyecilerden, çiftçilerden, farklı üretim tesislerinden. Hemen hemen her haber gelip halk tabiriyle “mazota” (motorin) dayanıyor.

Tamam popülizm bazı konuları parlatır, abartır. Zaman zaman haberciler haber sıkıntısı çeker, her daim ilgi çeken, kolay ses getirecek, herkesin rahat anlayabileceği haberleri yaparlar. Mazot da bazen popüler kültür kurbanı olur. Ama bu kadar dillendirilen, ses getiren konunun reel sektörümüzde olumsuz etkileri yok mu, sadece popülizm deyip geçelim mi?

Son zamanlarda daha çok dillendirilen konu çok da boşa değil aslında. İşin matematik kısmını anlattıktan sonra tablonun biraz daha netleşeceğine inanıyorum. Vereceğim fiyatlar yaklaşık fiyatlar. 2018 Şubat ayı ortalarında yurtdışından Mersin Limanı’na ithalat yapan ortalama bir akaryakıt şirketinin fiyatları esas alınmıştır. 

1 lt mazot fiyatı 1,8973 TL. Akaryakıt dağıtım şirketi bu fiyata ürünü deposuna teslim alıyor. Bu fiyatın üstüne her litre için 1,7945 TL ÖTV, yani özel tüketim vergisi ekleniyor. Devlet tarlada, nakliyede, üretimde, şantiyede, ulaşımda, aklınıza gelen yüzlerce kullanım alanında mazot kullanımını lüks sayıyor ve bu kullanımdan özel tüketim vergisi alıyor. Bu matbu vergi, ürünün fiyatını geçiyor. Ürün bir anda iki katına çıkıyor. Olur mu öyle şey arada nerdeyse 0,010 TL var diyeceksiniz. Yok. Çünkü devlet dünyada bir ilk olan, vergiden vergi alma uygulamasına imza atıyor ve ÖTV’den KDV alıyor. Yani 1,7945 ÖTV bir anda KDV ekleyince 2,1175 TL oluyor.

Neyse şimdilik bu KDV kısmını unutun. Çünkü KDV ekleyeceğimiz daha başka kalemler var. ÖTV’ye ek olarak EPDK’ya (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) ödenmesi gereken Gelir Payı ve EPDK Katılım Payı miktarları var. Bu da 0,0052 TL. (Özellikle bu rakamda şirketler arasında eser miktarda farklar olabilir.) Şimdi ürünün fiyatı KDV öncesi 3,6970 TL oldu. 0,6655 TL KDV’yi de eklediğimizde mazot 4,3624 TL’ye ulaştı. Şu ana kadar Devlet 1,8973 TL’ye malolan ürün üstünden 2,4651TL aldı. Bitti mi? Bitmedi. Ürünü getiren akaryakıt dağıtım şirketi üzerine kar ekleyecek, ürünü satacak bayi kar ekleyecek, ulusal stok maliyeti eklenecek, nakliyeler eklenecek ve son fiyat oluşacak. Bu tutar da yaklaşık 0,84 TL. Hani herkesin çok kızdığı. Bu şirketler de ne çok kazanıyor dediği tutar. Evet toru topu bürüt 0,84 TL. Örneğin bu ürün Konya’da bir bayiden satılırsa, siz bu ürünün litresine 5,20 TL ödeyeceksiniz. Devlet bu tutardan da vergi almaya devam edecek. Akaryakıt dağıtım şirketinden, akaryakıt bayisinden, nakliyeciden, ürünü kullanandan çeşitli vergiler tahsil edecek. Yüzde hesaplarını nasıl istiyorsanız siz yapın.

Yaklaşık 1,90 TL’lik bir ürün anormal vergi yükü sayesinde 5,20 TL’ye kullanımınıza sunuluyor.  Durum net. Mazot reel sektörün en önemli ana girdilerinden. Böylesi önemli bir ana girdi, bu vergi yüküyle karşınıza çıktığında rekabetçi olma imkânınız kalmıyor. Öyle bir girdi ki, etkilemediği üretim, sektör neredeyse yok. Küçük üretici de etkileniyor, KOBİ de, büyük fabrika da, hizmet sektörleri de, çiftçi de, turizm işletmeleri de, ulaşım da, inşaat da… Sonra pazarda ürününü satan pazarcı da, pazardan alışveriş yapan teyze de.

Dünya pazarlarında rekabet gücünüz kayboluyor. Gerçek üretiminiz düşüyor. İhracatınızın ithalatınızı karşılama oranı hergün daha kötü hale geliyor. Yaptığınız üretim de, ihracat da ithalata dayalı hale geliyor.

Sonra kimse ülkede etin fiyatına, sütün fiyatına, samanın neden ithal edildiğine, pirincin neden ekilemediğine, domatesin, patatesin tarlada neden çürümeye terk edildiğine akıl erdiremiyor. Haber kanalları, tartışma programları durmaksızın bu konuları gündem yapıyor. Bizler de dizi tadında hayretler içinde izliyoruz.

Ülkemizin herşeyden önce bir vergi reformuna ihtiyacı vardır. Her tür üretimdeki ana girdi kalemlerinin üstündeki vergi yükünün yeniden düzenlenmesi ihtiyaç değil, zorunluluktur. Mevcut vergi düzeniyle ne rekabet, ne gelişme mümkündür.

Güzel ve umut dolu günler dileğiyle…

H. Yücel Koç

 

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş