Ana Sayfa > Yazarlar > H. Yücel Koç Tüm H. Yücel Koç Yazıları

İğneyi Önce Kendine Batırabilmek

“Doğru bildiğimiz yanlışlar” ve benzeri başlıklara sahip içeriklerle gazetelerde, dergilerde, internette karşılaşmışsınızdır. Mutlaka bir kaçını da okumuşsunuzdur. Ben severim. Her okuduğumda da eğlendiğimi düşünürüm. Örneğin diş fırçasını kullanmadan önce ıslatmak gelenekselleşmiştir, oysa ki ıslatmamak gerekir. Balıkla birlikte kesinlikle yoğurt yemeyiz. Yoğurt ve balık ikilisinin zehirleyeceğine inanırız. Aslında birlikte tüketilmesi hayat kurtarıcıdır. İbn-i Sina’nın Türk olduğuna inanırız. Büyük ihtimalle Fars kökenliydi. Devekuşlarının gizlenmek için kafalarını kuma soktuklarını sanırız. Bu güne kadar kafasını kuma sokan bir devekuşuna rastlanmamıştır. Sizce de eğlenceli değiller mi?

İşletmelerde de böyle doğru bildiğimiz pek çok yanlışlar var. Ama bugün özellikle bir tanesini açmak istiyorum: “Yönetenler genellikle hata yapmaz.” Özellikle bu yöneten patronsa o hiç hata yapmaz. Hata varsa, o hata işletmeyi yönetmeyen birileri tarafından yapılmıştır.

İşletmelerdeki büyük hataların büyük kısmı işletmeyi en üst seviyede yönetenlerce yapılır. Bu hataların büyük olmalarının nedeni ise sorgulanmaz olmalarındandır. O nedenle de yarattıkları yıkımlar büyük olur. Patronun veya üst düzey yöneticinin icraatlarının ülkemizdeki işletmelerde sorgulanıp, eleştirilebilmesi ne kadar mümkündür? İşte bu nedenledir ki patronun veya üst düzey yöneticinin hata yapmayacağı, gelenekselleşmiş doğru bilinen bir yanlıştır.

Bu yazı yakın zamanda şahit olduğum bir patronun, “Ben yaptım, yaptıysam doğrudur”, bakış açısından doğdu.  Bizim tarz ülkelerde özellikle patronlar işletmeleri için büyük özveri gösterir, çok emek sarf eder. Genellikle işletmenin büyümesinde en büyük paya onlar sahiptir. Bu çabaların sonucu onları daha fazla söz sahibi, daha fazla sorumlu kılar. Patronun bilgisi, vizyonu şirketin büyümesiyle paralel yürüyorsa, bu söz sahipliği liderliği getirir ki o da kesinlikle iyi sonuçlar doğurur. İşletme büyürken patron yerinde sayıyor, liderliği üstlenemiyorsa, işte o zaman durum vahimdir.

İşletmeler de büyüyebilmek için özgür düşünce, vizyoner bakış açısı, çağın önünde gidebilme azmi istiyorlar. Tıpkı devletlerde, ailede, birçok benzer kurumda olduğu gibi. Bu saydıklarımıza inanan patron ve yöneticiler gelişmeyi sürdürülebilir kılıyor. Patron ve yöneticiler egolarından, ben merkezli hırslarından sıyrılabilirlerse işletme gelişiyor ve kalıcı oluyor.

Negatif hırslarına yenik düşen, ben ne diyorsam doğrudur diyen, eylemlerinin sorgulanmasına müsaade etmeyen patron ve yöneticiler işletmelerine ağır zararlar veriyorlar. Güç zehirlenmesine yakalanmaktan kurtulamıyorlar. Ne yazık ki bir süre sonra içine düştükleri durumu göremez hale geliyorlar.

Birçok yönetici görünmez hedeflerinin en başına, kendilerine sunulan koltuklardan olmamayı koyuyorlar. Bu yöneticiler işletmeleri kısa vadelerde başarılı yapabilseler de, uzun vadelerde başarısızlığa mahkûm ediyorlar. Mutlaka başarılı olmalıyım, ne pahasına olursa olsun düşüncesinin gerçek başarıyı getirmesi mümkün olabilir mi? Bu düşünce işletmelerdeki aidiyet duygularını, ekip olabilme becerilerini yok ediyor. Çalışanların yaptıkları işe günlük ve yüzeysel bakmalarına sebep oluyor. Motivasyon ve iletişim kazalarını artırıyor ve mutsuz çalışanlar oranını artırıyor. Mutsuz çalışanlar arttıkça da verim düşüyor, karlılık düşüyor, başarısızlık kaçınılmaz oluyor.

Özellikle patronların işletmelerin içindeki vizyon, bilgi ve birikimlerine güvendikleri, işletmelerinin “vicdanı” kabul edebilecekleri insanları artırmaları önemli bir gerekliliktir. Bu işletmelerin “vicdanı” görevini üstlenebilecek kişiler, o işletmelerin sigortalarıdır. Patronların düşüncelerinin sağlamalarını yapabilecekleri enstrümanlarıdır. Özellikle önemli kararlar öncesinde ve sonrasında bu sağlamaları yapabilmeleri onları önemli hatalardan kurtaracaktır.

Yöneticilerin ise evrensel doğrulara bel bağlamamaları, kendilerini geliştirmekten vazgeçmemeleri, başarının iyi ekiplerle kolay ve uzun vadeli olabileceğine inanmaları gerekmektedir.

İşletmeleri doğru kurumlar haline getirmenin sağlayacağı faydalar, küçük kişisel menfaatlerin çok ötesindedir ve her türlü saygıyı hak eder. İyi anılmayı hak eden yöneticiler, emin olun ki saygı duyulan insanlardan çıkar.

Umut dolu günler dileklerimle.

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş