Ana Sayfa > Yazarlar > Can Komar Tüm Can Komar Yazıları

Karlılık Düşük

Rusya’nın ikinci, dünyanın da on dokuzuncu en büyük çelik üreticisi Severstal’ın CEO’su bugünkü çelik sektörünü şu şekilde tanımlıyor: Kapasite fazla, talep yetersiz, karlılık düşük…

Çelik sektörünün durumunu bundan daha iyi tanımlayamazdım. Karlılık tüm tedarik zinciri boyunca düşük seyretmektedir. Aslında fiyatlar belli bir aralıkta çok iyi tutunuyor. Hatırlayacaksınız, 2008 yılında, krizin başlaması ile birlikte fiyatlarda aşağıya doğru hızla inen bir seyir izlenmişti. Sıcak sac fiyatları 1200 dolarlardan, 400 doların altına inmişti. İnşaat demirinde durum daha da kötü idi. 1500 dolara tırmanan demir fiyatı kısa sürede 400 dolara inmişti.

2011 yılından itibaren, Avrupa’nın sıkıntıları ile birlikte sıkıntıya giren dünya ekonomileri, tüm sektörlerde düşük talep oluşmasına neden olmuştur. Ancak, buna rağmen çelik sektörü 540 – 640 dolar bandında tutunabilmiştir.
Bu fiyat seviyesi, üreticileri ne oldurmakta, ne de öldürmektedir. Fakat karlılık son derece düşmüştür.

Artık, üreticiler ve tüccarlar maliyetleri nasıl kısacaklarını ve karlılığı nasıl artıracaklarını düşünmelidirler. 2000’li yılların ortalarında yaşanılan aşırı fiyat dalgalanmaları ve bu dalgaların dibinde alıp, tepesinde satarak elde edilen yüksek piyasa karları artık olmayacaktır.

Birçok okurumun merak ettiği şey ise, yakın gelecekte neler olacağıdır. Gelin birlikte geleceği tahmin edelim. Ama önce, tahminlerimizin ayağının yere basması için, devlet ve ekonomi büyüklerimizin neler dediğine bir göz atalım.

Büyüme oranı %4’ün altında gerçekleşecek

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, “fiartlar hedefleri revize yapmamızı gerektiriyor. 2023 hedefi için minimum yüzde 5 büyümektir. Öngördüğümüz rakamın altına gelmesi sürpriz olmayacaktır. 4’ün altında 3’ün üstünde. Ortasını alırsanız yüzde 3.5. Bu şartlarda yüzde 3-4 Türkiye için küçümsen-meyecek bir rakam. İhracatta hedefin altında kalacağız. Enflasyon konusunda döviz fiyatlarındaki artışla birlikte önemli gelişmeler söz konusu.”

TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, bu yıl büyümenin yüzde 4’e yakın olacağını tahmin ettiklerini halbuki ortalama yüzde 6’lık büyüme oranlarına ulaşmamız gerektiğini, küresel makroekonomik gelişmeler ve belirsizliklerin orta dönemli büyüme modelini süratle ele alınmasını gerektirdiğini söyledi.

Dolar fırladı

IMF Başkanı Lagarde, bizim gibi gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere, küresel bazda yeni bir kriz tehlikesi bulunduğuna dikkat çekti. Geçen hafta sonunda dolarda 2 TL’nin görülmesi piyasaları korkuturken, dün de olumsuz havanın devam ettiği görüldü. Dolar kuru 2 TL civarında gidip gelirken Hazine’nin gösterge tahvilinde faiz oranı çift haneye ulaştı yani yüzde 10’u aştı.

Merkez bankası çuvalladı

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, “Bazı insanlar dolarize olacak diye, onlara ucuz döviz aldırma telaşında olmamalıyız. Niye çıkarken daha ucuz döviz almasına neden olalım ki. Özel sektörün borcu başım gözüm üstüne, ama onu kendi düşünecek. sizin geliriniz Türk Lirası, borcunuz dövizse Allah Kolaylık versin. TL ile iş yapıp döviz borcu alıyorsan, buna Güzin Abla bile yanıt veremez. Başkan sürçi lisan etti, belki geri dönüşü de yediremiyor. Merkez Bankası çekilir köşeye, girdiği zaman da ses getirir. Geçmişte böyle oldu” dedi.

Geçen hafta yapılan Yüksek İstişare Toplantısında konuşan TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, “Merkez Bankası’nın başarısının enflasyon hedefine ulaşılması ile belirleneceğini” söyledi. Bir başka deyişle Merkez Bankası Başkanı’nın yıl sonu için söylediği 1.92’lik dolar kuru hedefine değil, enflasyon hedefini tutturup tutturmayacağına bakılacağını söylemeye çalıştı.

Ekonomi yönetiminde bir kargaşa göze çarpıyor

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın ekonomi yönetiminde ağırlığı vardı ve sonunda beklentilerin içi doldurularak güven verilmişti. Ama şimdi durumun değiştiği açık. Hem küresel konjonktür hem de siyasi irade değişti. Artık Babacan’ın fazla söz hakkı bulunmadığı görülüyor, alınmasını istediği önlemler ve kararlar, belli ki, Başbakandan geri dönüyor. Ekonomide kararları Başbakanın aldığı algısı ise piyasalardaki tedirginliği iyice artırıyor.

FED tahvil alımlarını durduracağını söyledi piyasalar zora girdi

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Bernanke’nin 22 Mayıs açıklamasından sonra, dünya genelinde fiyatlandırmalarında yeni bir denge arayışı olduğuna dikkat çekerek, “Fed’in yeni politika duruşunda, her hafta piyasalara sağlamış olduğu likiditeyi belki ilerde azaltacağı ya da bir buçuk iki sene sonra, faiz oranlarını artıracağı ile ilgili genel bir eğilim söz konusu.” dedi.
Cari açık sorunu çözümlenemedi

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “Bir yandan cari açığınız bir yandan da yüksek bütçe açığınız varsa bu çifte açık ülke ekonomileri açısından en önemli tehlike. Bizim cari açığımız yüksek, buna bir de bütçe açığını eklersek, ekonomik istikrarı zarar görebilir. Sadece büyüme tablolarına baktığımız zaman tablo fena değil. Ama büyümenin kalitesiyle ilgili bazı endişelerimiz var. Kaliteli iyileştirme için daha fazla çaba harcamamız gerekecek. Türkiye olarak kazanıp sonra harcamamız gerekiyor. Sadece borçlanarak yaşanan bir refahın sürdürülebilir olmayacağını unutmamak lazım” diye konuştu.

Ekonomi zorlanmaya başladı

ABD’li Wall Street Journal gazetesi Türkiye ekonomisini yazdı. Joe Parkinson ve Emre Peker’in kaleme aldığı “Bir zamanların altın ekonomisi Türkiye her cepheden darbe alıyor” başlıklı makalede Türkiye ekonomisinde son aylarda yaşanan olumsuz gelişmeler ele alındı. Mayıs ortasında Borsa İstanbul’un rekor seviyesine ulaştığına ancak bugün o değerden yüzde 30 üzerinde değer kaybı yaşandığına dikkat çekilen makalede Başbakan Erdoğan’ın Gezi Parkı protestoları sırasında yabancı sermayeye yönelik yorumlardan yatırımcıların korktuğu da yazıldı. AK Parti dönemindde yıllık nominal milli gelirin yüzde 5 arttığına ve kişi başına gelirin 10 bin dolara yükseldiğine dikkat çeken makale AK Parti hükümetinin ilk kez 2011’de cari açığın rekor kırmasıyla ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldığı yazıldı. 2011’de aşırı şekilde artan tüketici harcamaları dolayısıyla TL’nin yüzde 20 değer kaybettiği, enflasyonun o dönemde çift haneli seviyeye çıktığı belirtilirken 2011’de büyüme yavaşlaması yaşanıldığına dikkat çekildi.

Toplumsal muhalefetin ele alınış şekli ekonomiyi etkiliyor

Babacan, şunları söyledi: “Türkiye’nin piyasalarında son 4 aydır dalgalanmalar varsa bunun en önemli sebebi dışarıda ve tüm gelişmekte olan ülkeleri etkileyen genel tablodur ama ikinci sırada belki artı etki olarak bu Gezi olaylarının da bir miktar etkilerini kabul etmek lazım. Çünkü algı bozulduğunda o algının getirdiği yatırımcı kararları, yatırımcı tepkisi...

Standard Bank Gelişen Piyasalar Ekonomisti Timothy Ash Gezi Parkı protestoları ve Mayıs ayından bu yana gerçekleşen dolar/TL dalgalanmalarının etkisini ise üçüncü çeyrekte gözlemlemek mümkün olacak” diye konuştu.

PKK ile girilen yol çamurlanmaya başladı, hükümetin bataklığa girme riski beliriyor

Evet, ülkemizin devlet ve ekonomi büyükleri bunları söylüyor. Ben onlardan daha mı iyi bileceğim… Söylediklerinden, bizi nasıl bir yakın geleceğin beklediğini anlamak için müneccim olmaya hiç gerek yok.

Can Komar
Steeltürk - Neksport Danışmanlık
cskomar@googlemail.com;komar@neksport.com

 

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş