Ana Sayfa > Yazarlar > Berrak Çekin Tüm Berrak Çekin Yazıları

Kendini Bulma Değişimleri

Düşüncelerini değiştirmesine engel olunan insanlar, kabuk değiştiremiyorlar. ‹nsan kendini bulmalı, zaman zaman kendini kaybetmeli ve sonra yine bulmayı denemelidir ki; ne isen o olabilesin.

Hayat duygumuz yoğun olmalıdır ki, değişimleri daima serbest, hızlı, esnek ve çeşitlilik ile yapalım. Nedense her değişim gibi kendimizi bulma çabalarında bile değişime direnç gösteriyoruz. Ya değişirsek, bizi insanlar sevmez ise…

‹ş, aile ve özel yaşam derken, hızlı yaşamın içinde değişmemek için bir uyumsuzluk hali…

Kişisel gelişim ve değişim, her insanın yapması gereken bir yolculuktur. Bunun amacı kendini bulmak, özüne dönüp bedensel, zihinsel ve ruhsal dengeyi yakalamaktır.

Hepimiz eksiksiz olarak dünyaya geliriz fakat aile, okul, iş hayatı ve kişisel tecrübeler bizi farklı yerlere götürür. Bizi biz olmaktan çıkarır. Kendimize ve hayata karşı bakış açımız değişir, içimiz karışır. Bir gün gelir, kendimizden ve hayatımızdan memnun olmadığımızı, haz almadığımızı fark edip arayış içine gireriz. Genelde çözümü dışarıda arayarak vakit kaybederiz. Aslında bütün cevaplar içimizdedir. Değişmesi gereken tek şey kendimizdir. ‹ç dünyamızı değiştirdiğimizde dışımızdaki dünya da değişecektir.

Toplum bilincinden ayrılmak, kendi yaşadığınız zamanın toplum yaşamından, yaşam tarzlarından, inançlarından farklı bir yol seçerek kendi yolunuzda gitmektir. Diğerlerinin size söylediğini değil kendi içsel bilgeliğinizi yaşamak, kendi bildiğinizi yapmaktır.

Birçok insan, toplum içinde kendini rahat hissetmez, başkalarının isteklerine göre hareket eder veya onların düşüncelerine daha fazla önem verir. Ya da kendini tembel, sinirli, zayıf, başarısız görür. Hatta hayatın kendisine karşı olduğunu, her şeyin üstüne üstüne geldiğini, ağır yükler altında ezildiğini ve bunun kaderi olduğunu düşünenler bile vardır. Oysa fark edilmesi gereken ilk şey, bütün bu olumsuz duygu, düşünce ve davranışlarımızın sahip olduğumuz düşünce yapımızın bir yansıması olduğu gerçeğidir.

Bir düşünelim; bir insanın düşünceleri, davranışları, alışkanlıkları, yaşamı ne kadar kendisine ait? fiu anda oluşturduğumuz tüm yaşamı çocukluğumuzdan bu yana, ya birilerini model alarak ya da almayarak oluşturduk. Başkalarının düşüncelerini, kitaplarını, yaşamlarını, fikirlerini, ideallerini benimsedik. Tüm bunlardan farkında olsak da olmasak da kendimize bir kişilik edindik. fiu anda özelliklerimizin ne kadarı gerçekten biziz? Çevremizdeki insanların etkisi, yetişme tarzımız, ailemiz, eğitim, din, yaşadığımız ülkenin koşulları, çalıştığımız yer ve daha pek çok şey kişiliğimize yön veriyor.

Kimi insanlar sosyal kölelik olarak ifade edilen tarzda kimlikler geliştirirler. Bu tür insanlar bir gruba bağlanıp kendi kimliklerini grup içerisinde eritirler ve her adımları, sözleri, hareketleri ile gruba ve grubun beklentilerine uymaya çalışırlar. Bu durum bazen öyle bir hal alır ki grubun tarzı paralelinde grubun bile istemeyeceği en uç noktalara grup benden bunu bekler düşüncesiyle gidilir. Hiç şüphesiz iyi bir grubun içinde olmanın kişinin gelişimine ve kimliğine çok ciddi anlamda olumlu katkıları vardır ancak grubun içinde olmak ile grubun kölesi olmak farklıdır. Doğru olan kişinin kimliği ve kişiliği ile grubun içerisinde var olmasıdır.

Farkındalık, sahip olduğumuz olumsuz ve yanlış düşünce kalıplarını, bizi sınırlayan, güçsüzleştiren inançları fark etmemizle başlar. Kişi bu süreçte içine döner. Zihin, beden ve ruh bütünlüğünü fark eder.Farkındalığın tamamlayıcı unsuru, değişimdir. Bir insan farkındalık kazanarak doğru yönde bir değişim başlattığında kişisel gelişim sürecini de başlatmış demektir. Aslında birçok kişi neyi değiştirmesi gerektiğini bilir. Ancak nasıl değiştireceği konusunda zorlanır. Değişimin zor veya imkansız olduğunu düşünür ancak bu çok yanlış bir düşüncedir. Değişim hayatın kendisidir, değişim olmazsa hayat olmaz. ‹nsanlar küçük bir noktada yaptıkları değişikliklerle tüm hayatlarını bir üst standarda çıkartma şansını yakalar. Zihindeki olumlu değişiklikler, beden ve duygulara da yansıdığından, kişiler aynı zamanda varlıklarındaki bütünselliği de fark ederler. Kendilerine yeni bir yaşam vizyonu oluşturup, yaşamlarının kurbanı değil kahramanı olmayı seçerler. Yaşamları daha anlamlı ve daha mutlu olur.

Özgüven kazanmanın en güzel yolu, farkındalıktır. ‹nsanlar özgüven eksikliği nedeniyle hayatın birçok olumlu ve avantajlı yönünü ıskalayıp yaşamdan alacakları keyfi azaltmış olurlar. Peki, bütün bu olumsuzlukların üstesinden gelip özgüven kazanmak mümkün değil mi? Elbette mümkün, fakat birçok kişi cesaretsizlik veya sabırsızlık sebebiyle bu imkandan yoksun yaşar. Oysa ufacık bir cesaret kıvılcımı ve bu kıvılcımın ortaya çıkaracağı farkındalık her şeyi kökünden değiştirebilir. ‹nsan kendi içindeki cevheri fark edip, bu konuda farkındalık geliştirip özgüven kazanmak için gerekli adımları atmayı bilmelidir. Kişi, kendi özgüven eksikliğinin farkına vardığı anda, özgüven sorununun üstesinden gelmeye başlamış demektir.

2016 yılında; kişinin kendi artılarının ve eksilerinin farkına varması, artılarını artırmaya, eksilerini artıya dönüştürmeye çalışması, geçmişini geçmiş kabul edip bugününü kendisi için en doğru şekilde yaşaması, yeteneklerini bulması ve varlığını anlamlandıracak gelecek planları yapması insanların kendi kişiliğini bulmasını sağlaması diler, yeni yılınızı kutlarım.

Berrak Çekin 
HİDROTAM A.Ş.
Genel Müdür Vekili

b.cekin@hidrotam.com.tr

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Firma Ürün Arama Motoru

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş