Ana Sayfa > Yazarlar > Berrak Çekin Tüm Berrak Çekin Yazıları

Bakalım Kriz Geliyorum Diyecek mi?

işletmeler tüm yaşamları boyunca az veya çok sayıda kriz ile karşılaşabilir. Günümüzde yapılan çalışmalarla bir işletmenin krizle karşılaşıp karşılaşmamasının sorun olmadığı, fakat krizin ne zaman ortaya çıktığı, ne tür kriz olduğu ve işletmenin krizle mücadelede ne kadar hazırlıklı olduğu konusunun önem arz ettiği ortaya konulmuştur.

Krizin temel özellikleri, şirketin hedeflerini ve varlığını tehdit etmesi, şirketin önleme ve öngörme mekanizmalarını yetersiz bırakması, acil müdahale gerektirmesi ve zaman baskısı, beklenmedik ve ani değişiklikler getirmesi, karar verici kişilerde gerilim yaratması, korku ve paniğe yol açması, kontrol edilme güçlüğü olması, şirketin imajını, insan kaynaklarını, finansal yapısını tehdit etmesi olarak sıralanabilir.

Kriz yönetiminde ilk yapılması gereken şey öncelikle riskin tanımı yapılmalıdır. Risk tanımının yapıldığı bu ilk aşama tehlikeler içerir. Bu tehlikeden uzaklaşabilmek için, şirketi tüm yönleriyle tanıyan ve temsil eden geniş ekiplere ihtiyaç vardır. Öncelikle yapılan işin içerdikleri, geçirilen süreçler, şirketin tanınırlığı, müşterinin algılayışı, teknolojik sistemler, insan sermayesi ve pazardaki durum incelenir. fiirketin karşı karşıya olduğu riskler ortaya konur.

ikinci aşama olan riskin sınıflandırılması aşamasında riskler soruna yol açma oranları ve şiddetleri açısından sınıflandırılır. Ayrıca var olan kontrol mekanizmaları da değerlendirilir ve bütçeler oluşturulur. Araştırmalara göre, şirketler kontrol mekanizmalarını ancak büyük bir kriz başlarına geldiğinde ciddi biçimde değerlendirirler.

Krizin planlanması ve hazırlanması aşamasında, ilk iki aşamada ortaya konan risklere uygun yazılı kriz planları hazırlanır ve rollerle sorumluluklar tespit edilir. Çünkü kriz oluştuğunda şirketin bütün üyeleri plansız biçimde duruma müdahale etmek istediklerinde karışıklık meydana gelecektir. Önleyici tedbirler yoluyla krizin oluşmasının engellenmesi, şirkete para ve zaman kazandırır. Planlama aşamasında, çalışanların eğitimi, planın başarısızlığı durumunda alınacak tedbirler ele alınmaktadır. Krizin harekete geçirilmesi ve yanıtlanması aşamasında, kriz meydana geldiğinde yapılacaklar düşünülmektedir. iyi eğitimli bir ekibin varlığı her şeyden önemlidir. Ardından gelen toparlanma aşamasında da şirketin normal düzene bir an önce geçebilmesi için yapılacaklar önem taşır. Bütün bu aşamaların gereğince yerine getirilmesi, krizden uzak durulabileceği anlamına gelmez, krize hazırlıksız yakalanmama anlamını taşır.

Krizleri önlemek ve çıkan krizlerle mücadele edebilmek için kriz yararlanabilme planı ve kriz karşılama planı oluşturulmalıdır. Bu planlar şirketin itibarını etkileyecek çalışma alanlarındaki başarısının ve stratejisinin anlaşılmasını ve değerlendirilmesini de içerir. Çalışma alanlarında geliştirdiği stratejilerin standartlara uyup uymadığına, kanunlara uygunluğun incelenerek zayıf noktaların ortaya çıkarılmasına, çalışma sektöründeki taleplerin geçerliliğine ve iletişim stratejilerinin şirketin hedefleri doğrultusunda, itibarını zedelemeyecek biçimde hazırlanıp hazırlanmadığına, çalışma şartlarının kurallara ve çevrenin beklentilerine uygunluğuna, ekibin çatışma durumlarında yeterince eğitimli davranıp davranamadığına bakılır. Bu değerlendirmenin sonuçları şirketin güçlü yönleri ve olumlu imaj yaratabilme unsurlarıyla, olumsuz yönlerini ve zayıf taraflarını da ortaya çıkaracaktır.

Kriz durumlarında şirketler krizin sebebinden çok kendi tutumları üzerinden yargılanırlar. Bir krize karşılık planı hazırlamış olmak şirketin tutumunun etkili, ölçülü ve tam olacağını gösterir.
Kriz planı hazırlanıp rafa kaldırılmamalıdır, çünkü yaşayan bir dokümandır. Ekip üyeleri tarafından sürekli olarak gözden geçirilmeli, kriz provaları yapılmalı, kriz ekipleri belli aralıklarla gelişmeleri plan çerçevesinde tartışmalıdır.

Krizin yarattığı kaos ortamında her şey değiştiğinden, kriz sonrası uzun bir uyum sağlama sürecini gerekli kılar. Psikolojik bir gereksinim olarak yaşanan yas mekanizması beş aşamadan oluşur: inkar, tartışma, öfke, depresyon ve son olarak kabul. Bu aşamalardan geçen bir şirket baskıyı olumlu etkileriyle de ele alabilir. Baskı bazı zamanlarda insanların canlı ve üretken davranmalarını sağlayabilir. Krizde en önemli önleyici doğru iletişimin kurulmasıdır. Yanlış anlaşmalardan kaçınmak ve sorunlu durumlara çözüm getirebilmek için, doğru kelimeleri seçerek doğru mesajlar gönderebilmek gerekir. Ne kadar çok bilgi edinilirse, yere o kadar sağlam basılacak ve şirket krizden kurtarılacaktır. Kötü veriler iyi kararlara yol vermeyeceğinden, edinilen bilgilerde dikkatli olunmalı, kriz durumlarında soğukkanlılık kaybedilmemeli, yanlış bilgi ya da bilgisizlik sürecine yol açacak tutumlardan kaçınılmalıdır. Bir krize gereğinden fazla tepki vermek, hiç tepki vermemekten daha kötüdür.

Kriz döneminde yöneticiler ve kriz ekibinin yanı sıra, tüm çalışanları çözüme dahil etmenin çeşitli yolları bulunmaktadır. Çalışanların fikirlerini söylemelerine izin vermek ve tepkilerini yargılamamak, telefon ve e-mail kullanımıyla ilgili kısıtlamalardan kaçınmak, dedikodu yollarını beslemek yerine bilgiye kaynağından ulaşmalarını sağlamak, anlayışlı olmak, ama iş konsantrasyonuna öncelik vermek, yardım etmek üzere beyin fırtınası yapabilecekleri ortamı yaratmak, güvenlik planlarını tekrar gözden geçirmek, sabırlı olmak, yapılması gerekenler arasında sayılabilir.

Kriz şirketler için her zaman kötü ve olumsuz bir durum içermemektedir. Gerçekte, kriz bir dönüş noktası olarak düşünülmeli ve fırsata çevrilmelidir.

Berrak Çekin 
HİDROTAM A.Ş.
Genel Müdür Vekili

b.cekin@hidrotam.com.tr

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş